Osmanlı bir hür insanlar topluluğudur. Ne sırtında kırbaç izi vardır, ne ruhunda. ... Avrupa bir köleler topluluğudur. Bazı kavimlerin adları bile bu hakikati ifşa eder: Frank, azad edilmiş köle demektir. Avrupa medeniyeti bir köleler medeniyetidir. Avrupalının sırtından kamçı izleri silinmiş fakat ruhundan silinmemiştir. Hilekârdır, kıyıcıdır, merhametsizdir. Kanaatimce iki tarihin anahtarı bu iki kelimededir: hür-köle.
Türk tarihi bir bütündür ama Osmanlı bu medeniyetin zirvesidir. Avrupa'nın telkinleriyle hudutsuz hareketlere ve iftiralara hedef olan o muhteşem medeniyeti tanımak, tanıtmak ve benimsemek her dürüst insanın -her dürüst Türk'ün demek istiyorum- vazifesi değil mi?
Sakson köleler boyunlarında bir tasma taşırlarmış; sahiplerinin ismi yazılıymış bu tasmada. Faşist, Komünist, Maoist gibi vasıflar ruhi bir köleliğin belirtisi değil mi?
Batı'da intelijansiyanın ilk temsilcileri içtimai bir sınıfın bayrağını taşırlar. Millî oldukları için insani, insani oldukları için millîdirler. Bizim intelijansiyamız kimin ve neyin temsilcisi? Mukaddesi yoktur, tarihinden habersizdir, düşmanı herhangi bir içtimai sınıf değil, kendi halkı...
Kanaatimce sağ ve sol tasnifi Avrupa'dan ithal edilen bir bidattir. Hepimiz aynı tarihin çocuklarıyız. Düşman bir dünyanın kucağında yaşıyoruz. Birbirimize kenetlenmez, ahmakça sloganların esiri olarak birbirimizi hançerlemekten vazgeçmez, İslam'ın birleştirici bayrağı altında toplanmaz, İslam'ın şiarı olan müsamaha, adalet ve sevgiye kulaklarımızı tıkamakta ısrar edersek, dünyanın en büyük medeniyetini gerçekleştirmiş olan bu zavallı milletin mezarcısı oluruz.