Pars: belindeki bıçaktan çıkarıyorum ve senin babanı tanıyorum! Diye söyledi. Urungu bağırır gibi: söyle bakalım kimmiş? Deyince Pars Beğ bir cevap verdi ki kulaklarıma inanamadım. Ay Hanım çok ciddileşmişti. Merakla bakan güzel gözlerinde olağanüstü bir ışık ve büyü vardı. Buyurucu bir sesle: Urungu’nun babası kimmiş? Diye sordu Kadır Bağa Kür Şad’mış!
Pars onun yüzünü daha iyi görmüş ve kendi kendine: Ne kadar da Kür Şad’a benziyor! Diye düşünmüştü. Kür Şad’ın öldüğünü bilmese Urungu’nun Kür Şad olduğunu iddia edebilirdi. Bu ok atış bu vuruşlar ve bu benzeyiş…
Bu altmış yıl nice erleri, yiğitleri toprak etti.
Hepsi kayboldular. Kara Kağan, Işbara Alp , Kür Şad… Yamtar, Sançar, Gök Börü, Üç Oğul, Süslemiş, Arık Buka, Buğra, Karabudak… Hepsi öldü… Almıla… O da öldü. Yanlız ben kaldım. Ben, koçamış Binbaşı Pars…