Urungu ordu dönmekle iç sıkıntısının geçmeyeceğini biliyordu. Beyninde ve gönlünde en büyük yeri Ay Hanım’ın doldurduğunu anlıyordu. Acaba şimdi neredeydi?
Ay Hanım’ın yayı gerilerek vınlandı ve fırlayan ok. Urungu’nun yüreğiyle küreğinin arasını delerek onu yere serdi. İkinci ok daha yamandı. Çünkü ay Hanım. Yüzbaşı Örpen’e aman vermemiş, onu tam yüreğinden vurarak cansız bir halde devirmişti,
Kadır bağa bu durumdan hemen faydalanmak istiyordu. Ay Hanıma bakarak vakit kaybetmeyelim! Dedi Ay Hanım hiç telaş etmeden otağın kapısına doğru yürüdü ve hüzünlü gözlerini kendisine diken Urungu’ya bakmadan çıktı. Kadır bağa yorgundu:
Urungu! Ay Hanım’ın oku sana kıymaz da ilerde yine karşılaşırsak yarım kalan vuruşumuzu bitiririz! Dedi ve hızla davrandı.
Bu ok yarısı elbette onu öldürmezdi. Bir Ğök Türk onbaşısı için küreğini delip ardından çıkan bir okun yarası neydi ki…
Onu asıl öldüren yara Ay Hanım’ın sözleri olmuştu
Beğ değilsin. Bir Kağan kızı karabudundan biriyle nasıl evlenir?
Ay hanım sen tutsak olmazsın.
Tutsak edersin. Nice zamandır seni düşünüyorum.Gönlümü şenlendirir,
Onbaşı Urungu ya varır Mısın?
Kağan kızı acı acı gülümsedi:
Demek onbaşısın ha? Ama beğ değilsin. Bir Kağan kızı kara budundan biriyle nasıl evlenir?
Urungu sarsıldı. Kür Şad’ın oğluyum! Diye haykırmak istedi. Fakat söyleyemedi
Çadırda urungu’nun hüzünlü sesi yükseldi.
Erler saygısızlık ettilerse bağışla Ay Hanım! Senin kim olduğunu nereden bilecekler?
Savaşı kazandınız Urungu. Babam kağanı da galiba öldürdünüz Urungu başını önüne eğdi.
Savaştır Ay hanım. Her şey olur