Vladimir Paley

Dünya teknolojide ne kadar ilerlerse tehlike o kadar büyür.. Gelişmiş bir sanayinin başında yer almış eski bir silahlanma bakanı olarak benim son görevim,şu tespiti ortaya koymaktır: Yeni bir topyekun savaş,insan kültürünün ve medeniyetinin yok oluşuyla son bulacaktır. Hiçbir güç,başıboş bırakılan bilim ve teknolojinin bu savaşta dehşet verici şekilde başladığı insanlık üzerindeki yıkımı tamamlamasını engelleyemez.
Tarih
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Osmanlı Veraset Savaşları (1911-1923)
7/10
·516 syf.·
2026 6. kitabı
Kafa yorulması keyif veren güzel bir anlatıma sahip kitap. Kitabın ana tezi Osmanlı İmparatorluğunun mirasının on sene süren Trablusgarp (1911), Balkan (1912-13), Birinci Dünya Harbi ve Türk İstiklal Harplerinde savaş yoluyla paylaşılmaya çalışıldığı ve bunların her birinin bir diğeriyle ilintili olarak görülmesi gerekliliğidir. Kitabı benzerlerinin önüne geçiren faktörlerden ilki özellikle Rus arşivlerinden oldukça yoğun şekilde faydalanılmış olmasıdır. Doğrudan Rus Ordusu ile çarpışılan Kafkas Cephesi haricindeki neredeyse tüm olaylar (Trablusgarp Savaşında Osmanlı Devletinin Boğazları kapatma kararından Türk İstiklal Harbine kadar) Rusların gözünden de değerlendirilir. Rusların olaya bakış açıları ortaya konur. Birinci Dünya Savaşındaki Bolşevik Devriminin ayak sesleri, keşmekeşliği ve karmaşası ve sonrasında cephelere ve barış görüşmelerine etkileri olağanüstü derecede güzel anlatılmıştır. Rus gözüyle bakmak için ideal bir kitaptır. Kitabı emsallerinden bir adım ileriye taşıyan diğer faktörler ise Sykes-Picot ezberini bozması, cepheleri eşzamanlı (senkronize) olarak diğer gelişmelerle birlikte ele alması, diplomatik görüşmeleri ve politika-yapıcıların savaştaki önemini etkili bir şekilde ortaya koyması olarak sayabilirim. Savaşa ekonomik, lojistik ve teknik perspektiflerden bakıp yalın bir "siyasetçiler savaş açtı askerler savaştı ve savaş sona erdi" gözüyle bakmaması da kitaba artı katan bir diğer faktör. Gelelim eksilerine. 1) Yazarın özellikle Osmanlı Devletinin savaş döneminde kendi uyruğundaki milletler ile yaşadığı sorunları anlatırken yaptığı kaynak seçiminin çok dar ve taraflı olması eserin güvenirliğini azaltmış. Örneğin Ermeni Tehciri özelinde savaş ortamında alınan Sevk ve İsyan Kanunu özelinde Venezuelalı bir paralı asker olan
Osmanlı’da Son FasılSean McMeekin · Yapı Kredı Yayınları · 201922 okunma
Devrim ve İç Savaş Yıllarına Destansı Bir Tanıklık
10/10
Bu kitabı okuyalı belki 7-8 sene oldu. Daha önce yutub'da kitap hakkında bir video hazırlamıştım. Buraya da yazalım. Sonundaki Notlar kısmını da okumadan geçmeyin. Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını okuduysanız, Durgun Don’da Tolstoy’un Şolohov üzerindeki etkisini görebilirsiniz. Savaş anlatımı, insan faktörü, değişimin takipçiliği temaları her iki romanda da var. Yabancı gelmeyecektir. Şolohov kendi romanındaki Tolstoycu etkileri şöyle açıklar: ‘’Benim romanımdaki Tolstoy etkisi bir öykünme değil, geçmişten alınmış bir mirastır.’’ Ancak bir fark var. Tolstoy, Savaş ve Barış’ta insanı ele alarak bir toplum analizi yaparken; Şolohov, Durgun Don’da sosyalizmin ruhuna uygun olarak, ferdin gelişiminde toplumsal etkileri vurgular. Ayrıca Türk Edebiyatından daha önce Yaşar Kemal’i okumuşsanız yine tarzı yabancı gelmeyecektir. Eserde anlatılan hikâye yaklaşık olarak on yıllık bir zaman dilimini kapsamaktadır. Mayıs 1912’den Mart 1922’ye kadar olan sürecin işlendiği eserde Melekov ailesi ön planda olmak kaydıyla Don bölgesinde geçen olaylar işlenmektedir. Barış döneminde başlayan eserin konusu sırasıyla I.Dünya Savaşı, devrime bağlı olarak gelişen İç Savaş, Kazak ayaklanmasıyla devam etmektedir. Ardı arkası kesilmeyen savaş içerisinde karşılaşılan olaylarla birlikte eserde asıl olarak bir halkın kaderi anlatılmaktadır. Devrim sonrasında Kazakların var olma mücadelesi ve bu uğurda trajik bir şekilde gelişen kaderleri eserin merkezini oluşturmaktadır. Tüm bu olaylar Melekov ailesinin suretinde geniş bir şekilde ele alınmaktadır. Karakterlerin çokluğu bazen kafa kartıştırabilir ama takmayın. Okudukça yerine oturur. Söylendiğine göre kitapta büyüklü küçüklü farklı rolleri olan altı yüzden fazla karakter varmış. Dört cilt yazılan Durgun Don birbirinden kesin biçimde ayrılan dört
Durgun DonMihail Şolohov · Yordam Kitap · 2018255 okunma
Büyük ülkelerin laboratuvarlarına kapanan birtakım adamların, salgın hastalıkları insanlara ve hayvanlara geçirip ulusları bu biçimde yok etmenin çarelerini de aramakla uğraşmadıklarına nasıl inanabiliriz? Bir ülkenin ürünlerini, hayvanlarını, insanlarını türlü türlü araçlarla yok etmenin olanakları vardır. İşte bugünün askerlik sanatı bu olanakları vicdansızcasına araştırmakla uğraşmaktadır
Tarih
Sevgi ancak iki insan birbirlerine varlıklarının özünden bağlanır, her biri kendini varlığının özünden tutarsa gerçekleşir. İnsan gerçeğinin de canlılığının da sevgisinin temeli de işte bu "özden tanıma" deneyimidir. Böyle oluşan sevgi sürekli meydan okumadır, bir köşede dinlenme değil; hareket etme, beraber çalışmadır. Öyle ki uyum ya da çatışma neşe ya da üzüntü bile ikincil kalır.
Sayfa 121·Kitabı okudu