Kendimden rahat yoktur bana. Tanımadığım birilerine bal vermek için kendi hayatımı yok ettiğimi, en güzel çiçeklerimin tozunu yağmalandığımı, çiçeklerin kendilerini de koparıp köklerini ayaklarımın altında ezdiğimi hissederim.
Kurtuluş savaşının üzerine yazılan ilk roman. Ateşten gömlek. İsmi o kadar etkileyici ki o yıllar başka nasıl anlatılabilirdi ki dedirtiyor kitabı okuduktan sonra. Zaten Halide Edip de o kadar etkilenmiş ki bu isimden ilk sayfalarında Yakup Kadriye yazdığı mektubuyla açıklıyor neden bu ismi seçtiğini ve etkileyici bir girişle başlıyor roman. (Fakat romanı okudukça roman içerisinde ateşten gömlek kelimesini defalarca kullanmış olması ben de bu etkiyi maalesef biraz azalttı.) Kitabı inceleyecek olursam; kurtuluş savaşını daha çok kahramanların yazdığı destanlardan biliyoruz ya, bence bu kitabın en belirgin ve hoşuma giden noktası savaşın sıradan insanlar gözünden nasıl yaşandığı, o insanların nasıl yıprandığı, korktuğu, acı çektiği ama ne olursa olsun vatan sevgilerinden bir an vazgeçmemeleri. Günümüz Türkçesiyle olmasına rağmen dili çok ağır ve olay örgüsünü kavramakta zorluk çektim başlarda, sonra bir ara kitabın baş karakteri kim? Kitap kimin ağzından anlatılıyor gibi kargaşalar yaşamış olsam da kitabın ortalarında karakterler ve kurgu kafamda daha net oluştu veeeeee tokat gibi bir sonla buruk bir tebessüm bırakarak veda etti bana yazar. Ve bu kitaptan sonra tabii ki kitaplığıma alacağım kitap belli, yan yana oturacaklar Halide Edip’in istediği gibi...
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma