Sadece Senayım ben

Sadece Senayım ben
@Cingulomania
Bazen sarılmak isteriz. Bazen sadece anlaşılmak. Kelimelerle dokunan bir yer.
Bazı insanlar hayatımıza bir şey katmaz. Sadece bizden bir şey götürür. Ama garip olan şu ki, insan en çok da onlardan bir şey öğrenir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Büyüdükçe her şeyi anlamaya çalışıyoruz. Oysa bazı şeyleri anlamak değil, hissetmek gerekiyor. Hayat da biraz böyle galiba. 🌿
İnsan bazen cevapları kitaplarda değil, kitapları okurken sustuğu anlarda buluyor. Çünkü bazı cümleler bilgi vermez, insanı kendine yaklaştırır. 📖✨
İnsan, hayatın anlamını çoğu zaman arayarak değil, sorumluluk alarak buluyor. Kaçmak yerine sahip çıktığı şeyler, onu yavaş yavaş kendine yaklaştırıyor. Yalnızlık da bu yolculuğun bir parçası aslında. Çünkü insan en çok sessiz kaldığında kendi sesini duyabiliyor. Belki de bu yüzden hayatın büyük cevapları uzaklarda değil; gözden kaçırdığımız basit şeylerin içinde saklı.
Yaşamak Bazı kitaplar ağlatır. Bazı kitaplar heyecanlandırır. Bazılarıysa bittikten sonra uzun süre hiçbir şey söyleyemezsin. Yaşamak benim için üçüncü türden bir kitaptı. Kitap boyunca sürekli bir şeylerin düzeleceğini düşündüm. İnsan böyle düşünüyor çünkü. Bir yerden sonra hayatın insafa geleceğine inanmak istiyor. Ama hayatın böyle bir zorunluluğu olmadığını hatırlatıyor bu kitap. Fugui'nin hikâyesini okurken en çok dikkatimi çeken şey yaşadığı acılar değil, bütün bunlardan sonra hâlâ yaşamaya devam etmesiydi. Çünkü çoğumuz gücü yanlış tanımlıyoruz. Güçlü olmak; hiç düşmemek, hiç üzülmemek ya da her şeye rağmen gülümsemek değil. Bazen güçlü olmak, sabah uyandığında devam etmekten başka hiçbir şey yapamayacak haldeyken bile o günü yaşamaktır. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey mutluluk olmadı. Umut da olmadı. Daha çok şu düşünce kaldı: Hayat her zaman istediğimiz gibi gitmeyebilir. Ama insan, sandığından çok daha fazlasına dayanabiliyor. Belki de yaşamak dediğimiz şey tam olarak budur.