“Hayat denen sergüzeşt, zararsız ve uzak hatıraya dönüşüyor usulca. İpinden çözülen sala benziyor insan da, hafifliyor. Bilseydim bunu, ölülere ağlamazsım hiç. Ama zaten insan, gidenlerin ardından, en çok kendi kalışına ağlıyor.”
“Dert saydıklarım tekmil anlamını yitiriyordu. Kalpteki ağrının terazisi yoktu, kimsenin sızısı kimseninkiyle kıyaslanamazdı, biliyordum. Yeri geldi mi ayrılık ölümden beter olurdu, yeri geldi mi kalp kırığı kurşun deliğinden ağır kanamalı.”
“Bunca yıllık haber koleksiyoncusuydum, biliyordum; mezar taşlarına en çok yalnızların ve kaçakların hikâyeleri yaraşırdı. Toprak, cezalandırılmışların kemikleriyle doluydu. Ne çok cezası vardı herkesin birbirine verecek. Ama sorsanız, kimsenin zerrece suçu yoktu.”