Batan günün kızıllığında boğulmak istiyorum.
Tenim, kana bulanmış bir suskunluk gibi o kızıllığa bürünsün.
O kadar kızıl olayım ki, içimde kanayan düşler bile saklansın bakışlardan.
Zaten kimse görmüyor.
Kör gözlerle örülmüş duvarlar arasında sessizce çürüyor hayat.
Ama soruyorum kendime:
Giden gerçekten hayat mı, yoksa çoktan sönmüş olan ruhum mu?
Cevap yok. Hep bir sessizlik, hep bir eksilme…
Yine de tutunuyorum umutsuz bir inanca:
Bir gün o kızıllık beni baştan sona saracak.
Ve eğer ruhum çoktan gitmişse bile,
Her gün batımında, ölü ışığın içinde yeniden doğacağım.
Ama artık bambaşka biri olarak…
Küllerinden değil, karanlığından doğan biri olarak.