”Elest bezminde bize sorsalardı dünyaya gitmek ister misin? diye; biz de sorsaydık, "Dünyada ne var?" Deselerdi ki: "Dünyada hastalık var, zulüm var, fakirlik var, ölüm var, kalım var, düşmek var, kalkmak var..." Hiçbirimiz bu süfli âleme inmek istemezdik. Ama biz bir de sorsaydık, "Peki bütün bu çile yumağının yanında Allah'ın bize vadettiği başka ne var?" Ve bize denseydi ki: "Allah asla seni yalnız bırakmayacak. Vahiy var, peygamber var, hidayet var, irşat var, sıkıntıya düştüğünde ve sabrettiğinde Allah'n seninle
birlikte olması var:" "Şüphesiz Allah
sabredenlerin yanındadır." (Bakara 153) Sabredenlerle birlikte olması var: “Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin." (Bakara 153) Namazla ve duayla Allahtan yardım istemek var, çilelere katlandıktan sonra yolun sonunda zafer var.
“İyi son, Allaha karşı gelmekten sakınanların
olacaktır."(Kasas 83) En sonunda, yolların sonunda, sonların sonunda da cennet var, ebedi mutluluk var, Cemalullah var, Peygamber Efendimizin ifadesi ile, "Gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, akılların tasavvurdan bitap düşeceği kadar büyük nimetler var." Firdevs-i a’lâ’da Hz.Peygamber'e komşuluk etmek var, deselerdi, biz bütün risklerine rağmen bu yükün altına girerdik. Bu dünyaya inerdik; öyle de oldu.
Allahla yaptığımız bir ahit bu. Allah bize "Bir eliniz yağda, bir elin balda olacak; ben sizi bu dũnyada refah içinde yaşatacağım, dünya güllük gülistanlık bir yerdir." demedi. Biz bu dünyaya gelmekle çileye talip olduk, sıkıntılara göğüs germeye talip olduk, aslında biz mücadeleye talip olduk doğmakla. Onun için insan bunun farkında olduğunda, beklentisini buna göre ayarladığında, dünyada hiçbir zaman yıkılmaz, hiçbir zaman inkisar-ı hayale
uğramaz. En olumsuz şartlarda bile var olmak, varlığını devam ettirmek ve Allah'a kulluğun