Fatih Özyazgan

Ahit
”Elest bezminde bize sorsalardı dünyaya gitmek ister misin? diye; biz de sorsaydık, "Dünyada ne var?" Deselerdi ki: "Dünyada hastalık var, zulüm var, fakirlik var, ölüm var, kalım var, düşmek var, kalkmak var..." Hiçbirimiz bu süfli âleme inmek istemezdik. Ama biz bir de sorsaydık, "Peki bütün bu çile yumağının yanında Allah'ın bize vadettiği başka ne var?" Ve bize denseydi ki: "Allah asla seni yalnız bırakmayacak. Vahiy var, peygamber var, hidayet var, irşat var, sıkıntıya düştüğünde ve sabrettiğinde Allah'n seninle birlikte olması var:" "Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır." (Bakara 153) Sabredenlerle birlikte olması var: “Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin." (Bakara 153) Namazla ve duayla Allahtan yardım istemek var, çilelere katlandıktan sonra yolun sonunda zafer var. “İyi son, Allaha karşı gelmekten sakınanların olacaktır."(Kasas 83) En sonunda, yolların sonunda, sonların sonunda da cennet var, ebedi mutluluk var, Cemalullah var, Peygamber Efendimizin ifadesi ile, "Gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, akılların tasavvurdan bitap düşeceği kadar büyük nimetler var." Firdevs-i a’lâ’da Hz.Peygamber'e komşuluk etmek var, deselerdi, biz bütün risklerine rağmen bu yükün altına girerdik. Bu dünyaya inerdik; öyle de oldu. Allahla yaptığımız bir ahit bu. Allah bize "Bir eliniz yağda, bir elin balda olacak; ben sizi bu dũnyada refah içinde yaşatacağım, dünya güllük gülistanlık bir yerdir." demedi. Biz bu dünyaya gelmekle çileye talip olduk, sıkıntılara göğüs germeye talip olduk, aslında biz mücadeleye talip olduk doğmakla. Onun için insan bunun farkında olduğunda, beklentisini buna göre ayarladığında, dünyada hiçbir zaman yıkılmaz, hiçbir zaman inkisar-ı hayale uğramaz. En olumsuz şartlarda bile var olmak, varlığını devam ettirmek ve Allah'a kulluğun
Sayfa 62·Kitabı okudu
Din
Reklam

Fatih Özyazgan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·296 syf.·
Beğendi
·
14 günde okudu
·
2022 12. kitabı
Yasin Pişgin
9.3/10 · 1.502 okunma
tefekkür
Hâlbuki onları biz var ettik; yeryüzü kendilerini sarsmasın, ağır baskılar olsun diye dağları yarattık. Dağların arasında ovalar, yollar yaptık onlara. Bunları görmüyorlar mı? Dağlar yeryüzünün omurgası gibidir. Yerküre magma tabakasının üzerinde yüzüyor. Risk taşıyan sulu zeminlere bina yapılacağı zaman temel atmadan önce beton kazıklar çakılmalı, diyor konunun uzmanları. Yani önce beton kazıklar çakıyorsunuz sonra o kazıkların üstüne temel atıyorsunuz ve onun üstüne de bina yapıyorsunuz. Bu kaideye riayet edilerek gevşek zeminlere yapılan binalarda, deprem olsa bile bina çökmüyor. Buna riayet edilmediğinde ise en ufak bir sarsıntıda bina ciddi zarar alabiliyor hatta çöküyor. Aynen onun gibi yerkürenin üstünde binlerce metreye kadar yükselen dağların bir o kadar da yer altına doğru indiğini düşünelim, iki taraflı bir koni gibi âdeta. Bu şekilde dağlar yer altına doğru mıh gibi çakılmış. Semadan ayırdığımız ve üzerinde kendilerine sudan hayat verdiğimiz insanları yerküre hareketiyle çalkalayıp muzdarip etmesin, güvenle yerleşip yaşayabilecekleri yer bulsunlar diye arzda suya mukabil oturaklı kıtaları var edip onları da dağlarla sabitleyerek yerkürenin omurgası kıldık. Omurganız ve kaburgalarınız, değerli iç organlarınızı nasıl muhafaza ediyor, nasıl omurganız sayesinde ayakta duruyorsanız dağlar ve özellikle sıra dağlar da yerkürenin içindeki ve üzerindeki bütün varlıkları öylece koruyor. Sadece şu örnek bile yerkürenin üzerinde keyifle yaşarken farkında olmadığımız nice nimetlere mazhar olduğumuzu bize gösterebilir. Düşünün ki saate 90 km hızla giden bir arabanın içinde seyahat ederken ne kadar sarsılıyorsunuz. Oysa 24 saatte kendi etrafinda 40.000 kilometreye yakın yol yapan bir aracın üzerindeyiz: Dünya. Neredeyse saate yaklaşık iki bin kilometreye yakın hız yapıyor
Sayfa 191·Kitabı okudu
Din

Fatih Özyazgan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·280 syf.·
30 günde okudu
·
2022 11. kitabı
Fatma Bayram
9.3/10 · 1.023 okunma
"... Evlere girdiğiniz zaman kendinize, Allah katından bir tahiyye, bir bereket ve bir güzellik dileyerek selâm verin ...”* âyetindeki emir gereğince, eve girildiğinde ve içeride de kimsenin bulunmadığı zaman nasıl selâm verileceğine ‎السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَ عَلَى عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ "Selâm bizim üzerimize ve Allah 'in salih kullarının üzerine olsun" şeklinde selâm verilmesinin, kişinin kendisine vereceği en güzel selâm olduğu ifade edilmektedir. İçinde kimsenin bulunmadığı bir eve girdiğinde kişinin bu şekilde selâm vermesiyle, o kişi hem kendisine hem kendisiyle birlikte bulunan meleklere ve Allah'ın bütün salih kullarına selâm vermiş olmaktadır. *Nûr 24/61
Sayfa 36·Kitabı okudu
Din
Reklam