Tefekkür,gafleti siler. Dikkatle yoğrulmuş düşünce karanlıkları aydınlatır.
İnsan, hayreti kadar insandır. Tefekkürü kadar insandır... ...Tefekkür etmeyen takdir edemez. Takdir etmeyen hayran olamaz.
Reklam
Tefekkür, gafleti siler. Dikkatle yoğrulmuş düşünce, karanlıkların aydınlatır.
Göz bir müddet bir nesneye baktıktan sonra zayıflar ve artık herhangi bir şey göremez olur. Benzer şekilde zihin de sürekli aynı şey üzerine düşünmekle daha öte idrak ve tefekkür kabiliyetini kaybeder; giderek körelip durgunlaşır ve allak bullak olur. Bu durumda onu bir müddet bir tarafa bırakmayı bilmeli ve daha sonra yeniden ve daha açık hatlar içinde bulduğumuzda ona geri dönmeliyiz
"- Kibrin kalbi yıkmasına nisbetle, ulu dağları berhava etmek hiçtir!"
Büyük Doğu YayınlarıKitabı okuyor
Yazıklar olsun bana ki, vaktimi Allah’ı anmadan boşa ge­çirdim. Zikir, çok fazla yorulmaya ihtiyaç hissettirmeyecek ha­fif bir ibadettir. Yazıklar olsun bana ki, Kur'an'ı terk ettim. Düzenli bir şekil­de okumadım, manalarını tefekkür etmedim ve onunla amel ederek, onun ahlâkı ile ahlâklanmadım. Allah'ı razı edecek hakiki bir değişiklik yapamadığım için de nefsime yazık ettim. Birçok gece kendi menfaatlerim için, dünyalık şe­hevi arzularımı tatmin etmek için sabahlarken, Kur’an okumak için nefsimi yormadım. Bunu yapacak olsaydım, faydası bu­ raya kadar, kabre kadar devam edecekti. Hatta kıyamete ka­dar faydası devam edecek, o gün kendisi ile amel eden kişiye şefaatçi olacaktır.
Sayfa 33
Reklam
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şu kavlini iyi tefekkür etmelisin: "Gece ibadetlerine kalkan nice kişi vardır ki, onların elde ettikleri tek şey uykusuz kalmaktır. Nice oruç tutan kişi de vardır ki, o oruçtan elde ettiği tek şey açlık ve susuzluktur."*
Sayfa 21 - Beka Yayıncılık | Ahmed bin Hanbel, r.8843, c.2/373, Hakim, r.1571, c.1/596...Kitabı okuyor
Tefekkür, gafleti siler. Dikkatle yoğrulmuş düşünce , karanlıkları aydınlatır...
İnsan kendi üzerine tefekkür etmezse onu diğer hayvanlardan ayıran bir taraf kalmaz. İnsanın soyut melekeleri; gönlü ve tefekkür kabiliyeti onu diğer varlıklardan ayırıyor.
Ahlak, insani olanın, beşeri olanı mütalaa etmesidir; bunun sonucu da erdemdir; açıktır ki akıl olmadan tefekkür, tefekkür olmadan bilgi, bilgi olmadan erdem olmaz.
Sayfa 193 - Ketebe YayınlarıKitabı okudu
Reklam
206 syf.
·
Puan vermedi
·
27 günde okudu
Rahatlamak isteyen buraya, manevi, edebi ve düşündürücü bir kitap…
Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Kısa kısa mektuplar şeklinde olması okunmayı akıcı hake getiriyor. Kendisini okutturan bir kitap. Şairane bir üslupla yazılmış, sözler sizi alıp başka aleme götürüyor, anlatım dili edebi ve tefekkür etmeye sevk ediyor. Maneviyatta da fazlaca eklenmiş mektupların içine. Yazar 61 mektuptan oluşan kitapta her mektupta "Sevgili Dost" diye başlanmış. Yazar bunu kendi dilinden şöyle açıklamış; Çünkü ‘sevgili olunmadan dost olunmuyor’.. Altı çizilecek cümleler o kadar çok ki…Kitabın çoğu yerinde yazarların, düşünürlerin sözlerine yer verilmiş. ''Sevgili Dost, merhameti gördün mü? Eşkâlini tarif etmem gerektiğini biliyorum ama, bu hiç de kolay değil. Kanadı var, desem; hemen yolarlar. Gözleri var desem; mil çekerler sürme diye. Ayakları var, desem; mıhlarlar sandalyeye.
Posta Kutusundaki Mızıka
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202019,7bin okunma
·
Puan vermedi
HASTALIKLI TASAVVUF ZİHNİYETİ
Kitaptan bir alıntı ile başlayayım incelemeye, sayfa 35 "günlerce sohbet ettiler, el ele, diz dize, göz göze bazen saatlerce hiç kıpırdamadan, nefsi emmareden kurtuluş için gereken riyazetleti çektiler, açlık, susuzluk ve tefekkür halini uyguladılar bu hal tam kirk gün sürdü". Mevlana ve Şems in buluşma tarihi 1244'tür tam da Anadolu'da Moğol zulmünün zirve yaptığı dönem, silahlarını kuşanıp Allah'ın dini için cihat etmek dururken el el diz dize iki şeyh aç susuz bir odada günlerce oturuyor, tasavvufun tehvid islamında asla yeri yoktur, ve olamaz da, din güzellemesi yapan ve dini sadece şiir mısralarından ve birtakım ritüeller ile yapılan idabetlerden müteşekkil zanneden hastalıklı tasavvuf zihbiyeti yüzyıllardır İslam'a ve Müslümanlara büyük zararlar vermiştir, bu ve buna benzer şahısların anlattığı heteredoks islamı insanların gözünde büyütmeye çalışan, deyim yerindeyse şarlatanlar tarafından uydurulan bu gibi zırvalara inanmak bizi bir adım ileri götürmez, tevhid inancına dayalı İslam dininin ana kaynakları Kuran, sahih sahisler, ve Sünni ulemanın sağlam kaynaklı eserleridir, insan fıtratına ters uygulamaları olan (aç susuz kalarak kendine eziyet eden, ki İslam'da insan bilerek kendine zarar veremez zira organlar Allah'ın bize birer emanetidir), tasavvuf gibi bir zırvaya ve saçmalıklar silsilesine inanmak inancımıza ve aklımıza zararlıdır.
İman Varsa Umut Vardır
İman Varsa Umut Vardır
İman Varsa Umut Vardır
İman Varsa Umut VardırCahit Akşit · Kamer Yayınları · 20151 okunma
tefekkür
Kainat, muazzam mânâların ifade e edildiği muhteşem bir kitap; insan ise, - bu kitabın en anlayışlı muhatabıdır. Bir - arının çiçekten çiçeğe konup bal yap- ması gibi, insan dahi kâinat kitabının sayfalarında seyahat ederek, tefekkür balı yapar. Tefekkür, varlıklara Allah namına bakmaktır. Şüphesiz, pencereye bakmakla pencereden bakmak bir değildir. Pencereye bakanlar lekeleri görür, pencereden bakanlar ise, güzellikleri seyrederler. Tefekkür, mevcudat pencerelerinden Allah'ın isim ve sıfatlarına nazar etmektir. Her bir varlık, Allah'tan bir mektuptur.
Sayfa 63
Akıl demek, kavranılmaz olmasına rağmen Yüce Allah'ı kavramak için gece gündüz durmadan tefekkür, gayret ve girişimlerle meşgul olmak ve bu hususu kendine dert edinmek demektir.
Ayeti kerimeleri dikkatle okuyarak tefekkür etmeliyiz.
"Bir işi bitirince diğerine başla" (İnşirah 7) "İnsana ancak çalıştığı kadarı vardır" (Necm 39) "(O Müminler ki) onlar boş işlerden yüz çevirirler" (Mü'mi- nun 3) "O münafıklar tembel tembel kalkarlar namaza" (Nisa 142)
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.