Zorluklar var ancak onların büyüklüğü, bizim onlara nasıl bir mana atfettiğimizle değişir. Sabah yola çıkarken “Bu yol çekilir mi?” derseniz, yol size daha ağır gelir. Ama “Bu yolu bereketlendireceğim, tefekkür edeceğim, güzel sözler dinleyeceğim.” derseniz, yol bambaşka olur. Hayatta kaldıramayacağımız dertleri istememek lazım. Psikolojik olarak da şu soruyu değiştirmeliyiz: “Neden benim başıma geldi?” Bu soru insanın ıstırabını artırır, çünkü cevabı yoktur. İnsan çıldır bu soruyu düşünürken. Bunun yerine, “Bu benim başıma geldi, değiştiremem. Kabullenmem gerekiyor. O halde buradan çıkış için ne yapabilirim? Bundan ders alarak ileride aynı duruma düşmemek için ne yapmalıyım?” diye sormak gerekir
Bunlar hakkında bilgi alınabilecek tek kaynak, vahiydir yani Allah tarafından peygamberleri aracılığla insanlığa ulaşan bilgidir. Gayb, her ne kadar duyular yoluyla algılanamaz, deney ve gözlem konusu olmadığı için insan aklı ile bilinemez ise de vahyin yardımı ile aklın anlayabileceği bir duruma getirebilir. Bu durumda gaybin iki özelliğini ortaya koyabiliriz. (a) Akıl ile kesfedilemez , ama (b) Akıl ile anlaşılabilir. Akıl ise, ancak vahyin ve Hz. Muhammed'in haber verdiği bilgiler üzerine tefekkür yoluyla açıklamalar getirebilir.
Tefekkür, insan aklının çalışması sonucu ulaşılan bir bilgi biçimidir. Tefekkürün genel ürünü; ilim, hal ve amellerdir. Bu üç durum birbiriyle iç içedir. İnsan uzun ve derin düşüncelerle tefekkür edince, kalpte ilim meydana gelir. Bu ilim sayesinde kalbin durumu değişir, olgunlaşır. Kalbin durumu değişince, buna bağlı olarak organların faaliyetleri yani insanın davranışları da değişir, düzelir ve güzelleşir . Yani amel hale, hal ilme, ilim de tefekküre bağlıdır. Dolayısıyla, bütün iyilik ve güzelliklerin başı tefekkürdür.
Allah'tan devamlı mağfiret iste. Allah'tan af ve mağfiret
istemen bir duadır. Dua da ibadettir unutma. Geçmiş gü-
nahlarından birini hatırlayınca hemen Tevbe et. Ve Allah'ı
zikret.