"Birinin bir katile karşı uyarmak için diğerinin arkasından koşması ve diğerinin de bizzat onu katil sanması, bu yüzden de kendi mahvoluşuna doğru koşmaya devam et mesi gibi bir şey..."
Ama bu görünmez sera içinde insa-nın gücü tükenir, ateş -ne kadar kinin yutarsan yut yine de ateşin çıkar- insanın iliklerine işler, halsiz ve bitkin düşersin, pelteleşir, denizanası gibi olursun
Gerçekten de kendi hayatını hiçe mi saymalı, kendi kanına su mu karıştırmalı, sırf biri... sırf biri gelip ondan asil davranmasını, yardımsever ve iyi olmasını istiyor diye? Evet, sorumluluğun da bir sınırı var... insanın artık daha fazlasını yapamadığı bir yer..."
Peki ya sizden beni tutup küpeşteden denize atmanızı rica etsem... o zaman iyilikseverliğiniz, yar-dımseverliğiniz o noktada biter. Bir yerde biter işte... kişinin kendi yaşamıyla, kendi sorumluluklarıyla karşı karşıya kal-dığı yerde... bir yerlerde bitmek zorunda... bu görev bir yer-lerde bitmek zorunda...