Güzellik, insanların gelecek düşlerinden çoktan
çıkmıştı. Kimsenin ortak türküsü yoktu ve kimse türküsünü bir başına
söyleyemiyordu. Bir yere gitmeden, gelecek birisini bekliyordu herkes.
Koro halinde susuluyordu ve yalnızca yüksek sesle konuşanlara inanır
olmuştu insanlar. İncelik yalnızlığa dönüşe dönüşe bitmişti. Şiddetin
coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca
anımsanıyordu. Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara, ne aşk, ne
özgürlük, ne barış anlatılabilirdi.