Uzun uzun incelemeyeceğim kısa bir özet geçeceğim. Severek okuduğum ama karakterlerinin hiç birini sevmediğim, sonu baştan belli olan, hüsranla biten, ama iyi ki de biten bir aşkı anlatıyor kitap. Tabii sadece konusu aşk değil, bir çok konuya değiniyor yazar, arkadaş ilişkileri, aile bağları, parasızlık, okumuş geçinen kesmin iki yüzlülükleri ve çıkarcılıkları vs vs. Bir çırpıda okuduğum akıcı bir kitap değildi. Ama okurken de hiç sıkılmadım. Bir çok karakter var kitap da ama Macide, Ömer, Nihat ve Bedri üzerinden ilerliyor bütün konu ve durumlar tabii bir de veznedar Hüsamettin Efendi var. Okurken hep acaba kitabın adı neden İçimizdeki Şeytan olmuş diye düşündüm. Ta ki Kitabın sonunda ömer Bedriye o muhtesem düşüncelerini söyleyene dek. Bana göre, Ömer de diğer insanlar kadar tembel,aciz, iradesiz , bilgisiz, nefsine düşkün biri ama ne yazık ki sadece Ömer bu durumun, kendinin farkında. Kitap da herkes sütten çıkmış ak kaşık da bir Ömer kötü değil! Aslında kitap da kötü bir karakter yok, sadece dünyayla ve onun içindeki işlerle, insanlarla uğraşmaya çalışan insanlar var. Nihat iyi bir arkadaş değildi, Macide en büyük hatayı Ömer'le evlenmekle yaptı, evlilik dediysem 3 aylık bir birliktelik, ki zaten Ömer'i çok kısa bir sürede tanıdı ve sevdi. Tabii tanıdığını zannetti. Bedri desen ne yaptığını bilmeyen, kendi hayatıyla meşgül olmak yerine aşık olduğu Macide'nin ve yakın arkadaşı sayılan Ömer ile meşgül oldu. Kitabın sonunda Ömer, Macideyi Bedriye emanet etti. Başka şehire gideceğini söyledi. İster bacın gibi sahip çık, istersen evlenin dedi. Macide Ömer'i, Ömer Macide'yi hâlâ seviyorlar ve Bedri bu durumu biliyor. Bildiği hâlde kimsesiz kalmış Macidenin onlarda yaşamasını istiyor annesiyle birlikte. Macide severek kabul ediyor. Tabii bende şöyle bir soru belirdi,