Yolda rahat rahat konuşalım diye beni atına bindirdi, kendisi ise yanında yürümeye başlaldı. Ama konuşamıyorduk, aramıza yerleşen dev bir sessizlik konuşmamıza engel oluyordu sanki. Oysa birbirimize söyleyeceğimiz şeyler öyle çoktu ki... Ağzımızı açamıyorduk, bir tek kelime söylemek için sonsuz bir çaba göstermemiz gerekiyordu.
Sabahtan akşama kadar kolhozda geçiyordu günümüz. Konuştuğumuz tek konu da savaş idi. Ne oluyordu, ne olacaktı? Şimdi her evde herkesin dört gözle beklediği kişi postacıydı.
Biçerdöver ve traktör sesleri birden havayı doldurunca silkinip kendimize geldik ve birbirimizin gözlerine baktık.
İşte o anda bizim için başka hayat, savaş yılları başlamıştı.