Bir “gerçek” terk edilirken, bir “mümkün”e doğru yol alınıyor. Terk edilen gerçeğin bizim tarafımızdan istenir olup olmadığı önem taşımıyor, o gerçeğin bir başına değeri olup olmadığı da önemli sayılmıyor; önemli olan o gerçeğin biliniyor/aşina olması. Oysa istikbalde karşılaşılacak olan gerçek, bütünüyle meçhuldür. Muhtemelen yolculuk öncesi hissettiğimiz kaygının zeminini de bu meçhul oluşturuyor.