"Kaygılanmayın saygıdeğer hanımefendi," dedi köle. "Bana, istediğinizi yasaklayabilirsiniz, ben de yerine getiririm." Sonra da ekledi :"Ama düşünmemi yasaklayamazsınız."
"Alıntılarla Yaşıyorum Okuma Gurubu" muzun ocak ayı İskandinav Edebiyatı teması için seçilen ilk kitap Açlık. Yazarı Knut Hamsun'un otobiyografik ögeler barındıran en bilindik eseri... Zaten kitaba başlar başlamaz bunun böyle olduğunu da iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Açlık, yokluk o kadar iyi betimlenmiş ki bunu yaşamayan birinin bunu yazabilmesine imkan olmadığını düşünüyorum.
Kitabımızın kahramanı kendini yazmaya adamış , bir yandan da açlık ve yoksullukla boğuşan; çoğu zaman kalacak bir yeri bile olmayan biri. Peki onu diğer yoksullardan ayıran şey ne ? Kendisi o kadar gururlu ki en zor anlarında bile kimseden yardım dilenmediği gibi eline üç kuruş para geçtiğinde bile kendisinden yardım isteyenlere yardım eden biri. Yazı yazma tutkusu öyle baskın ki edebi kaygısı çoğu zaman maddi kaygılarının önüne geçiyor. Bir an önce bir yazıyı bitirip para kazanması gerekirken o daima daha iyi yazmaya , kazandığı parayı hak etmeye odaklanıyor. Tüm bunları görünce " Bu kadarı da fazla. Normalde insan bu kadar aç kalınca bu kadar gururlu, edebi kaygılar içinde olamaz!" diyorsunuz. Bu da yer yer kitap gerçeklikten uzaklaşıyor mu diye düşündürüyor. Ancak kahramanın önceden yoksul olmayıp sonradan bu hale düşmesi belki de bu davranışlarının sebebidir, kim bilir...
Kitapta fiziksel açlığın yanı sıra kahramanın ruhsal bir açlık da çektiğini hissediyorsunuz. Açlıktan kâh deliriyor kâh öfkeleniyor ama karşısındaki insan ne zaman ona şefkatli, insancıl yaklaşsa yaptığından büyük bir utanç duyuyor. Sanki insanlığa, toplumdan kabul görmeye de aç gibi...
Bir eleştirim ise çeviri ile ilgili olacak. Behçet Necatigil çevirisi anlaşılırlık bakımından bir sorun teşkil etmese de kitapta yer yer Allah yer yer ise Tanrı ifadesinin kullanılması kahramanla Norveç sokaklarında gezerken bir