Cemre Karaca

Bir biyografiden daha fazlası ...
9/10
·700 syf.··
2022 5. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2022 00:31
Bu kitabı sadece Gabriel Garcia Marquez'in hayatını öğrenmek için okumak istiyorsanız, kitapta bundan daha fazlasını bulabileceğinizi söyleyebilirim. Bir yazar nasıl yazar olur, yazarın toplumsal bir görevi var mıdır mesela? Bir yazar Nobel Edebiyat Ödülü'ne varan yolculuğunda neler başarmıştır? Genelde çok sevdiğimiz "Latin Amerika Edebiyatı" nın geçtiği topraklar bunca yıl neler yaşamışlardır, o dönemin önemli, siyasi olayları nelerdir? Peki bu edebiyatın önemli yazarlarından Julio Cortázar, Mario Vargas Llosa, Carlos Fuentes, Pablo Neruda ve daha nicelerinin bu olaylara yaklaşımları Marquez ile aralarındaki ilişki nedir? Fidel Castro ile Marquez nasıl yakınlaşmışlardır? Tüm bunları bulabileceğiniz okurken de yer yer Marquez'in muzipliklerine de rastlayabileceğiniz son derece kapsamlı bir biyografi olduğunu düşünüyorum.
Edebiyat
Gabriel Garcia MarquezGerald Martin · Türkiye İş Bankası Yayınları · 201229 okunma
Reklam
Puan vermedi·158 syf.··
2022 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2022 17:47
"Alıntılarla Yaşıyorum Okuma Gurubu" muzun ocak ayı İskandinav Edebiyatı teması için seçilen ilk kitap Açlık. Yazarı Knut Hamsun'un otobiyografik ögeler barındıran en bilindik eseri... Zaten kitaba başlar başlamaz bunun böyle olduğunu da iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Açlık, yokluk o kadar iyi betimlenmiş ki bunu yaşamayan birinin bunu yazabilmesine imkan olmadığını düşünüyorum. Kitabımızın kahramanı kendini yazmaya adamış , bir yandan da açlık ve yoksullukla boğuşan; çoğu zaman kalacak bir yeri bile olmayan biri. Peki onu diğer yoksullardan ayıran şey ne ? Kendisi o kadar gururlu ki en zor anlarında bile kimseden yardım dilenmediği gibi eline üç kuruş para geçtiğinde bile kendisinden yardım isteyenlere yardım eden biri. Yazı yazma tutkusu öyle baskın ki edebi kaygısı çoğu zaman maddi kaygılarının önüne geçiyor. Bir an önce bir yazıyı bitirip para kazanması gerekirken o daima daha iyi yazmaya , kazandığı parayı hak etmeye odaklanıyor. Tüm bunları görünce " Bu kadarı da fazla. Normalde insan bu kadar aç kalınca bu kadar gururlu, edebi kaygılar içinde olamaz!" diyorsunuz. Bu da yer yer kitap gerçeklikten uzaklaşıyor mu diye düşündürüyor. Ancak kahramanın önceden yoksul olmayıp sonradan bu hale düşmesi belki de bu davranışlarının sebebidir, kim bilir... Kitapta fiziksel açlığın yanı sıra kahramanın ruhsal bir açlık da çektiğini hissediyorsunuz. Açlıktan kâh deliriyor kâh öfkeleniyor ama karşısındaki insan ne zaman ona şefkatli, insancıl yaklaşsa yaptığından büyük bir utanç duyuyor. Sanki insanlığa, toplumdan kabul görmeye de aç gibi... Bir eleştirim ise çeviri ile ilgili olacak. Behçet Necatigil çevirisi anlaşılırlık bakımından bir sorun teşkil etmese de kitapta yer yer Allah yer yer ise Tanrı ifadesinin kullanılması kahramanla Norveç sokaklarında gezerken bir
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,6bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2022 1. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2022 01:09
Kitap bir felaketten ötürü yaşlıların hiç ölmediği, çocukların ise hiç büyümediği, bu sebeple de Japonya'nın kendini dış dünyaya kapattığı ve izole yaşadığı bir distopyayı anlatıyor. Hiç ölmeyecek olsanız hayat sizin için nasıl olurdu? Hikayedeki iki ana karakterden biri olan dede Yoşiro sayesinde bu soruyu kendimize sorup hiç ölmeseydik kendimize yine aynı özeni gösterir miydik ya da kendimizi ispatlamaya çalışır mıydık bunu sorguluyoruz. Peki büyüyememek ve her gün acılar çekmek çevrenizdekiler için üzücü bir şeyken sizin normaliniz ise ? Diğer ana karakterimiz olan Yoşiro'nun torununun torunu Mumei ise ölmeyen yaşlıların mı yoksa doğduğu andan itibaren yaşadıklarını normal olarak bilen çocukların mı yaşadığını düşünmemize sebep oluyor. Yazar aynı zamanda izole ve felaket geçirmiş bir toplumda ne gibi değişimler olabileceğini, dilin, kanunların ve hatta kutlanan özel günlerin bu değişimlere nasıl adapte olabileceğini gösteriyor. Ülkede çeşitli besinlere ulaşım kısıtlı, yabancı dillerden geçen sözcüklerin kullanımı yasak ve cinsiyet ayrımı yok. Erkekler bir anda kadın, kadınlar erkek olabiliyor. Peki bu bilinmeyen felaket ne ? Bence bu bilinmezlik kitapta bazı kopukluklara sebep olmuş. Distopyada belli neden-sonuç ilişkisi ile bir kural üzerine kurulan evren burada sanki kuralsızlıklar üzerine kurulu. Kitap bana her an biri "sütler artık siyah renkteydi" , "hayvanlar insanlara dönüşüyordu" diyebilir ve ne neden olmuş bilmediğimiz için bunlar mantıksız diyemeyiz gibi hissettirdi. Yazar distopik evreni oluşturabilecek tüm fikirlerini üst üste eklemiş, bu arada da olay örgüsü havada kalmış gibi. Tüm bunlara rağmen diğer distopyalarda pek değinilmeyen bir değişimin ekoloji, kültür, sosyoloji ve dil üzerinde nasıl bir etkiye sebep olabileceği konusuna değindiği
Tokyo'nun Son ÇocuklarıYoko Tawada · Siren Yayınları · 20201,009 okunma