İki insan uzun süren ilişkilerde, özellikle de evliliklerde, bir süre sonra tek bir cisim haline geliyor. Bu tek cisim olma hali de bir tür hoyratlık getiriyor. İnsan, karşısındakini uzantısı gibi gördüğünde daha kaba, daha hoyrat davranıyor.
Samimiyet ile sınır ihlal etme, sınır tanımama arasındaki sınırsızlık nasıl engellenir?
Biyoloji de kadim bilgelik de, “azıcık öteye git de seni net göreyim” diyor.
İnsanın da kirpi gibi sayısız dikeni var. Bu dikenlerin bazısını törpülüyoruz, bazısı sivri kalıyor. İşte o sivri dikenlerle, bazen törpülemek istemediğimiz bazen törpülemeyi akla getirmediğimiz bazen de istesek de törpüleyemediğimiz o dikenlerle birbirimizi acıtıp duruyoruz.
“Samimiyetli mesafe” derken tam da bundan bahsediyorum. Dikenler batıyor. Çünkü yakınlaşmak istiyoruz, çünkü mesafemiz yok. İki kirpinin fiziksel sarılması bir kadın ve adamın ruhsal sarılmasına benzer, zannımca çok benzer. Ötekinin canını yakarız, canımız yanar, bazen bilerek, bazen hiç bilmeden. Çünkü mesafesiziz.