Sevgili Milena, “En çok seni seviyorum” diyorum, ama gerçek sevgi bu değil belki, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgimi anlatmış olurum belki.
Bukowski'nin dediği gibi:
“Hayatta kimseyi değiştiremezsin ve kimse için değişmemelisin. Ne sen başkası için mecburi istikametsin; ne de başkası senin için. Yorma kendini; bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.”
“İnce düşünen insanların sık yaptığı hata, kişiliği küçük insanlara büyük anlamlar yüklemektir.” diyor Aldous Huxley. Aslında küçük büyük her şeye genel olarak büyük anlamlar yükler ince düşünceli, hassas insanlar. Bu yüzden çok yorulur, çabuk yıpranırlar hayat karşısında.
Dostoyevski "İnsancıklar" adlı kitabında: "Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu." diyor. İnsanın içine atmasının, güçlü görünmeye çalışmasının en yorucu hali bu olsa gerek...