İyi hissetmemizi sağlayan şeyler neden her defasında iyileştirici olmazlar? Yoksa sanat kendimizle yüzleşme bahsinde büsbütün yanlış yöne doğru kazdığımız uçsuz, bucaksız bir tünel mi?..
Öyle ya da böyle kendini her zaman bir yabancı gibi seziyordu.
Bu durum ukalalıktan ve günah sayılan kendini beğenmişlikten mi kaynaklanıyordu acaba? Ama çalışmalarındaki başarılar onu gururlandırmıyorsa, bunlar gerçekten onun ilgisini çekip onu onurlandırmıyorsa ve de bunları önemsiz sayıyorsa, o zaman geriye gururlanacak ne kalır ki? Bir insan yeteneklerini göz ardı eder, bilgiyi yaşamda bir yer edinmek isteyen insanların gereksinmesi olarak görür ve yalnızca kendi varlığıyla gurur duyabilir mi? Yine de doğal kibarlığı nedeniyle herkese karşı alçakgönüllü ve nazik davranıyordu. Onları pohpohlamak için yapmıyordu bunu. On beş- on altı yaşlarına geldiğinde küçük ve zarif düz burnu, güzel kaşları, hoş ağzı, ince yüzü ve belli belirsiz hüzünlü ifadesiyle çok beğenilen bir delikanlı oldu.