En önde koşuyordu yüzbaşı Fahri Bey,
Kapatu omuzunda, tabancası elinde.
Tepe kadar sessiz, tepe kadar kocaman,
Tepe olmak emelinde.
Hamza bu ne ki yüzbaşı düşmüş,
Pos bıyıklı, hilâl kaşlı yüzbaşı.
Elinde al bayrak, ardında rüzgâr,
Al kan etmiş dağı taşı.
Topçunun kıpkızıl yaptığı bir toprak üzerinden,
Düşman piyade hücum ediyordu;
Parçalanmalarla, boğuşmalarla,
Kanlı sırt mosmordu.
Bir zamandı ki lezzetini sadece yiğitler anlar,
Gönül yaz gecesinden hafif ve ince;
Yaşıyordu, anasının duasınca değil,
Herkes, cesaretince.