Bir cenazeye gittim yakınlarda ağlayan insanların tutumu çok farklıydı herkes acıyı farklı yorumluyordu kimisi düşünüyor kimisi sessizce kimisi dövünerek gözyaşı döküyordu."Başınız sağ olsun."dedim yaşlı teyzenin sözü dokunaklıydı:
"Sanırsın ki ölen kişi çok iyi, sanırsın ki kimseyi üzmedi,kırmadı ki bu kadar arkasından yas tutanı var diyorsun yavrum ama şunu unutma "herkes kendi ölüsüne ağlar"kimisi ölen çocukluğuna,kimisi kaybettiği işine, aşkına ,zamanına kendi derdine işte yavrum bizim ölü olan başımız sağ olsa ne ki?"
Kaynar sular altında biraz geç yandım galiba.Her insanın bir öldürdüğü her adımda andığı üzerine bir parça toprak attığı...Ömrün zamansız bir son buluş olduğu bu devirde ne çok abartıyoruz hayatı oysaki...
Çocuğuyla kirlenmemiş,dertsiz sıkıntısız uyuyakalmamış,yağmur damlasının tadına bakmamış,özgürlüğüne ulaşacakmış gibi gıcırtılı bir salıncakta saçlarını savurmamış,bir şarkının sözlerini bağıra çağıra söylemeden,bir kitabın sayfasını ağlayarak kapamamış olmak milyonlarca virgülle uzar gider bu kervan.Geceleri uyumayan insanların gündüzlere sığdıramadığı dertleri vardır sözü biraz kılişe olsa da doğru galiba..