Saban çekmek katırın hoşuna gitmez. Ama havuç gider. O yüzden gözünün önüne bir havuç asarsın. Havucu olmayan katır tükenir. Havucu olan katırsa uzun süre yorgun kalabilir. Anladın mı?"
"Zihnin bedeni kontrol ediş biçimi ne kadar garip," dedi sonunda. "Vücudunun kontrolünü eline alıp onu buyruğu altına sokabilmesi ne kadar garip. Ortalama bir ev kadını, buzdolabından ütü masasına, oradan da elbise dolabına derken, günde on altı mile kadar yürüyebilir. Günün sonunda çok yorulur ama bitip tükenmemiştir. Bir seyyar satıcı yirmi mil kat edebilir. Futbol antrenmanı yapan bir liseli ise yirmi beş ila yirmi sekiz mil... Ki o da sabah kalktıktan akşam yatıncaya kadarki bir günlük sürede. Bu insanların hepsi yorulur, ama hiçbiri bitip tükenmez."
Acaba Curley'nin canı acımış mıdır, diye düşündü. Acaba Curley mermilerin hedeflerini bulduğunu hissetmiş miydi, yoksa bir saniye önce hayattayken bir saniye sonra ölmüş müydü?
Elbette acımıştı canı. Acı, kurşundan önce, hem de en berbat ve en yaralayıcı şekilde gelmişti. Öylece yok olup gideceğinin farkındalığıyla ve onsuz kalmanın evreni zerre kadar ırgalamayacağının bilinciyle gelmişti acı.