Çünkü eğer kendinizi görebilmek istiyorsanız, hayatın ta kendisini bir an için de olsa durdurmanız gerekir. Fotoğraf makinesinin karşısına geçtiğinizdeki gibi. Orada poz veriyorsunuz siz.
Ve poz vermek, bir an için de olsa bir heykele dönüşmek demektir. Hayat ise hiç durmadan hareket eder ve bu nedenle kendisini asla gerçekten de göremez.
Hatta dikkat edin derim, eğer kendi kendinize verdiğiniz kendi gerçekliğinize sıkı sıkıya tutunmazsanız, onların size yakıştırmış olduğu gerçekliğin sizin doğru gerçekliğiniz olduğuna dahi inandırabilirler sizi.
Eğer başkalarının bakışları, gördüğümüz şeye ait bir gerçeklik oluşturduğumuz sırada yardımımıza koşmazsa gözlerimiz ne gördüklerini bilemezler ve bilincimiz kaybolur; zira kendimize ait en mahrem şeyimiz olarak bildiğimiz bilinç, aslında içimizdeki başkaları demektir ve işte bu yüzden kendimizi yalnız hissedemeyiz.