Roman,uzun yıllar Almanya’da sürgün hayatı yaşayan Ka isimli şairin yerel seçimler ve son zamanlarda artan intihar olaylarını araştırmak için Kars şehrine gelmesiyle başlıyor, bir yandan dönemin toplumsal ve ideolojik sorunlarının aktarıldığı romanda, diğer yandan Ka nın kendi iç hesaplaşmalarına, kimlik bunalımı ve sorgulamalarına şahitlik ediyoruz.
Roman, dönemin Türkiye’sinde yaşanan laiklik-muhafazakarlık çatışmasını devlet-toplum ilişkilerini bir şehrin portresi üzerinden okuyucuya aktarıyor.
Yazarın,romanına ve Ka’nın da kendi şiir kitabına adını verdiği Kar metaforunu, aslında hem saflık, hem de şehrin kendi içine kapanması ve bunun getirdiği belirsizlik olgusuyla başarılı bir şekilde kullandığını görüyoruz
Öyle ki, kitabı okurken adeta yağan karın güzelliğini seyrediyor, karlı Kars sokaklarında dolaşıyormuşsunuz hissiyatına varıyorsunuz.
Modernleşme sürecindeki Türkiye’nin laiklik-muhafazakarlık çatışmasını, askeri darbe atmosferini ve aydın kimliğinin bunalımını sorgulayan romanda Ka’nın Batılılaşmış, seküler kimliği ile Kars’taki muhafazakar çevreler arasındaki gerilim, aslında bir anlamda Türkiye’nin modernleşme sürecindeki kırılmaların bir yansıması
Öte yandan, yaşadığı aşk’a ve kendi iç hesaplaşmasına şahit olduğumuz Ka’nın bu süreçte yazdığı ve sonrasında Kar adıyla kitap haline getireceği şiirler de Ka’nın ruhsal dönüşümünü simgeler nitelikte.
Bu anlamda romanın; hem politik hem de bireysel kimlik arayışını merkeze alan çok katmanlı bir eser olduğunu söyleyebilirim.
İyi okumalar.