Eğer 40 yaşında bir insan, ışık hızını aşarak, dünyadan 30 ışık yılı uzaklıkta olan bir gezegene,bir anda gidebilse ve süper güçlü teleskoplarla o gezegenden dünyaya baksa, teleskobunu çocukken yaşadığı yere odaklayıp, kendisinin 10 yaşındaki halini görebilir. 30 sene önce oynadığı oyunları izleyebilir. Buradaki önemli nokta, o gezegene ışık hızında değil, bir anda gidebilmesidir. Yani ışık hızını aşarak.
'And olsun ki; Biz semada burçlar kıldık.
Ve bakanlar için onu süsledik. Onu
kovulmuş her şeytandan koruduk. Ancak kim duyma hırsızlığı yaptıysa, o zaman
onu açıkça yakıcı bir ateş parçası takip etti."
Ayette "yakıcı ateş parçası" olarak tercüme edilen kelime "şihab"dır. Bunun, hedefini takip ederek vuran güdümlü bir mühimmat olduğu anlatılıyor. Günümüzde
İran'ın ürettiği "Şihab" füzeleri de adını buradan alır.
Ne var ki, kaleme alındığı sıralar ona Sosyalist Manifesto diyemezdik. 1847’de sosyalist dendiğinde, bir yandan çeşitli ütopyacı sistemlerin yandaşları, yani her ikisi de çoktan birer tekkeye dönüşmüş bulunan ve son demlerini süren İngiltere’deki Owencılar ve Fransa’daki Fourierciler, öte yandan da sermayenin ve kârın kılına dokunmaksızın her türlü toplumsal bozukluğu bin bir yoldan onarıp düzelteceklerini ileri süren cins cins toplumsal düzenbaz anlaşılıyordu; bunların hepsi de işçi sınıfı hareketinin dışında insanlardı ve daha çok “mürekkep yalamış” sınıfların desteğinin peşindeydiler.
“Demek, 1847’de sosyalizm bir orta sınıf hareketi, komünizm ise bir işçi sınıfı hareketiydi. Sosyalizm, en azından Kara Avrupası’nda, “saygın”dı; komünizm ise tam tersi. Ve biz en baştan beri “işçi sınıfının kurtuluşu işçi sınıfının kendi eseri olmalıdır” anlayışını savunduğumuzdan, bu iki addan hangisini benimseyeceğimiz konusunda kuşkuya yer olamazdı. Dahası, o zamandan bu yana da bu adı yadsımak aklımızın ucundan bile geçmedi.”