Bildiğim tek şey, bir an her şey yolunda gidiyor, hayat güzelleşiyor ve hiçbir şeye ihtiyaç duymuyor, sonra bir anda uzaklaşmak için can atıyor, allak bullak, darmaduman oluyordum.
Eskiden masum bir fikrim vardı. Sanırdım ki, herhangi bir fenalık; ruhumuzu baştan başa kirlettir, ondan hiçbir temiz nokta bırakmaz. Halbuki hakikatte her zaman böyle olmuyor. Maddi sükutların manevi sükutlardan bir farkı var. Mesela uçurumdan düşen bir insan paramparça olup ölüyor fakat manen düşen insanın bazen yalnız bir tarafı zedeleniyor, öte tarafları tamamıyla salim kalabiliyor.
Bunlar, öyle şuursuz mahkûklar ki, kendi fenalıklarını kendileri de bilmiyorlar. Bütün fenalık kendilerinden çıktığı halde, mazlûm olduklarına hakikaren inanarak ağlaşıyorlar.