Eftalya

Eftalya
@Collectionofmoment
Böyle mi olacaktı, insanı sonsuz derecede mutlu kılan şey, aynı zamanda üzüntüsünün kaynağı mı olmalı?
Puan vermedi·282 syf.··
2022 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2022 02:18
Nora Seed, içinde olduğu hayattan nefret etmektedir. Yaşamı adeta geçmişte aldığı kararların pişmanlıkları ile doludur. Zamanında yapmadığı, kabul etmediği teklifler yüzünden şuan yalnız kaldığını ve kimsenin ona ihtiyacı olmadığını düşünür. Hatta öyle ki insanların onsuz daha iyi olacağı kanısına varar. Böyle böyle düşünceler içerisindeyken hayatta ki tek dostu kedisinin ölümü ile birlikte kendisini artık tamamen işe yaramaz hisseder ve aynı gün intihar eder. İşte hikayede tam olarak bu noktada başlıyor. Nora ölmek yerine kendisini  gece yarısı kütüphanesi diye tuhaf bir yerde bulur. Bu yer yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgi olan araf boyutunda bir yer ve bu yer Nora’ya tüm hayatını mahveden pişmanlıklarını yeniden yaşama şansı sunmaktadır. Raflarda ki sonsuz kitapların her biri aslında onun farklı hayatlarıdır. Bazı kitaplar tam ihtiyacımız olan zamanda gelir ya, gece yarısı kütüphanesi benim için tam böyle bir kitap oldu. Okurken Nora'yı o kadar kendimle bağdaştırdım ki ve bir süre okumaktan kaçtım. Aslında konusu çok basit ama bıraktığı etki verdiği mesaj her şeye bedeldi benim için. Paralel evrenlerle ilgili düşünmeyi çok seviyorum ben şahsen. Başka hayatlardaki benlerin neler yaptığını seçimlerimin bedelinin neler olduğunu hep merak etmişimdir. Yaşayamadığımız hangi hayalimize dönmek istesek de, farklı hayatlar hayal etsek de tek bir gerçekliğimiz var o da şu an. Aklınızda kalan, içinize ukde olan şeyler, tüm pişmanlıklarınız bugün sizi siz yapan şeyler.
1000Kitap
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·432 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2022 21:11
Kitap öncelikle 1908'de başlıyor. Sara; oldukça garip bir çocukluk yaşıyor ve teyzesiyle büyüyor. Teyzesi; tüm kasabanın korktuğu bir kadın, büyülerle ve çeşitli şifa ilaçları ile ilgileniyor. Bu bilgileri Sara'ya kısmen öğretmiş ve onunda kendisi gibi özel yetenekleri olduğuna inanmış. Sara artık büyüyüp evlenmiştir ve çok sevdiği kocası ve küçük kızları Gertie ile yaşamaktadır. Bir gün garip olayların ardından Gertie bir kuyuda ölü bulunur. Bunu kaldıramayan Sara artık tahammül edemez ve teyzesinin öğrettiklerine başvurur. Kitap böylelikle başlıyor. Günümüzde yaşayan Ruthie; Sara'nın evinde, annesi ve küçük kız kardeşiyle birlikte yaşamaktadır fakat kendisi evin böyle bir hikayesi olduğunu bilmiyor. Yaşadığı yerin civarların da en korkunç yer ormandır ve bu ormanda çok dik ve büyük kayalar, el şeklinde bir heykel gibi dizildiği yerde yıllar boyu çocuklar kaybolur. Bu kayaların kötü ünü tüm kasabada konuşulur ve andırdığı şekili itibariyle buraya Şeytanın Eli denir.  Ruthie'nin annesi bir gün esrarengiz bir şekilde kaybolduğunda Ruthie ve küçük kız kardeşi annelerinin peşine düşerler. Annelerini aramaya evden başlayan çocuklar 1908 de bu evde yaşayan Sara'ya dair bir çok şey bulur ve annelerinin kaybolmasıyla Saranın bir ilgisi var mı ya da tek annelerini arayan onlar mı işte orada susayım. Bana büyük aydınlama son 100. sayfa da geldi. gerçekten okurken biraz sabır göstermeniz gereken kitaplardan biri ama kitabı bitirdiğimde hemen devamı olup olmadığına baktım çünkü o son ne öyle! Devamı olmak zorunda! Okumazsam ölürüm ama yazmamış yazar. Bazı sonlar vardır kitaplarda bilirsiniz ve bitirdiğiniz de kesinlikle devamı olmalı diye düşünürsünüz, bu da öyle bir kitaptı. Korku okumak isteyen herkese öneriyorum. Kitapta bir geçmişe bir geleceğe gittikçe kafam biraz
1000Kitap
Şeytanın EliJennifer McMahon · Ephesus Yayıncılık · 20161,124 okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2021 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2021 20:29
Kitapta çocukluğunu ve genç kızlığını gördüğümüz Anne artık Summerside Lisesinin müdürü olarak atanmış. Kitapta müdürlüğünün 3 yılını görüyoruz. İlk yılı okurken doğruyu söylemek gerekirse sıkıldım. Çoğunlukla Anne'in Gilbert'a yazdığı mektuplardan oluşması beni sanırım biraz sıktı ve yepyeni ve bir sürü olan karakterlere alışmam biraz zaman aldı. Ama sonraki iki yılı okumak çok güzeldi. Hem eğlenceli hem de duygusal. Dili zaten aşırı sevimli ve karakterleri çok hoş. Eğer bir kitap serisinde yaşama imkanım olsaydı hiçbir fantastik diyarı seçmez direkt Avonlea, Green Gables ve Rüzgarlı Kavaklar derdim. Yani Yeşilin Kızı Anne serisini seçerdim. Ana karakteri olmak istemez, Anne'in dostu olmak isterdim. Ki tüm bunlar seriyi ne kadar sevdiğimi açıklığa kavuşturuyordur sanırım. Sevmediğim bir şey olmasa da eksik bulduklarım var tabii. Öncelikle kitabın belki de üçte biri mektuplardan oluşuyor ve çoğu da Anne'den Gilbert'a yazılmış. Oysa ben arada sırada Gilbert'tan, Davy'den, Marilla'dan, Diane'den de mektuplar gelmesini isterdim. Onları okumak bence kitaba ayrı bir hava katardı. Green Gables'a kitapta gidilse ve oradakileri de görsek de bence çok azdı. Tadı damağımda kaldı. Onları daha çok görmek isterdim. Anne’in Gilbert’a yazdığı sayfalarca mektubun ne bileyim arada bir yerlerde Gilbert’ın da Anne’e gönderdiği bir iki satırı okuyabildeydik keşke. 🥲 Ama yine de bitirdiğimde kitabı sevdiğimden emindim.
1000Kitap
Yeşilin Kızı Anne - Rüzgarlı SöğütlerL. M. Montgomery · Ren Kitap · 20203,819 okunma
10/10
·331 syf.··
2021 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2021 18:58
Körlük; bir gün ansızın yolda arabasıyla giden bir adamın, trafikte beklerken beyaz bir ışık sonrası kör olmasıyla başlıyor. Nereden ve neden geldiği bilinmeyen bu körlük, bir salgınmışçasına yayılmaya başlıyor. Birbiriyle farklı noktalarda temasa geçmiş, aynı ortamlarda bulunmuş ve iletişim kurmuş yüzlerce kişi terkedilmiş bir yerde karantinaya alınıyor. Sadece günlük yemek ihtiyaçları karşılanacak şekilde onları bir yere kapatıyorlar ve belirli kurallar çerçevesinde bu insanlar orada yaşamaya bırakılıyor. Orada sadece bir kadın körlüğe yakalanmıyor. İnsanlığın ve vicdanın gitgide eriyip gittiği bu yerde; tüm bu acımasızlığı çıplak gözlerle gören bu kadının yaşadıklarına, oradaki düzenin yavaş yavaş nasıl rayından çıktığına ve daha bir sürü olaya eşlik ediyoruz. Kitabı okumaya başladığımda yaşanan bu körlüğün nereye bağlanacağına dair bir sürü soruya takılsam da kitabı kapattığımda aklımda bunların hiçbirine dair bir cevap arayışında olmadığımı, sorgulamayı bıraktığımı fark ettim. Bunun sebebi ise sadece soruların cevabını almakla ilgili değil. Yazarın kitapta yaşanan her şeyi tüm hissiyatıyla, yavaş yavaş işleyerek size geçirmiş olmasıyla ilgili diye düşünüyorum daha çok. Bazı yerleri okumakta, sindirmekte çok zorlandım çünkü öylesine can yakıcı ama bir o kadar da gerçekti ki; sindire sindire, yavaş yavaş okuma ihtiyacına kapıldım. İçten içe “Tüm bunlar olabilir mi?” diye isyan ederken aslında her birinin doğru olduğunu biliyordum. Bunu kabul etmekse daha zordu tabii. “Herkes kör, kimse kimin ne yaptığını görmüyor.” düşüncesini birkaç saniyeliğine hayal edin. Az çok tüm o vahşeti düşünebilirsiniz belki de. Kitabı okumaya başladığımda yazarın dilini benimsemekte oldukça zorlandığımı itiraf etmeliyim. Kurgunun farklılığının yanında tamamen farklı bir dil beni başta
1000Kitap
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2021 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2021 01:25
“Benim için başka kimse yoktu. Senin dışında başka hiç kimse de olamazdı. O gün okulda yazı tahtanı kafamda kırdığından beri, ben seni seviyorum.” Kitap, artık 18 yaşına gelen Anne, Gilbert, Priscilla ve Charlie’nin üniversite için Green Gables’tan ayrılmalarına çok az bir süre kalmışken başlıyor. Üniversiteye gittiklerinde yaşadıkları alışma dönemlerini, yeni arkadaşlıklar kurmaya çalışmalarını ve mezun olana dek geçen zamanı okuyoruz. Ve hikayemize yeni bir arkadaş, Philipa katılıyor. Başlarda emin olamasam da okudukça Phil’i çok sevdim, hiç sevmemiş olsaydım bile Gilbert’e yazdığı mektubu öğrendikten sonra onu sevmemem mümkün olmazdı. Üniversitenin ikinci yılına geldiklerinde, Anne ve Priscilla’nın ortak arkadaşları Stella, Redmond’a geleceğini haber veriyor ve birlikte eve çıkma teklifinde bulunuyor. Bu eve bir de Phil dahil oluyor ve yeni maceraları başlamış oluyor. Birlikte yaşadıkları zamanları, kurdukları arkadaşlıkları okumak o kadar keyifliydi ki... Mezun olup evden ve birbirlerinden ayrılacakları zaman onlar kadar üzüldüm diyebilirim. “Eğer elimde olsaydı hayatına mutluluk ve keyiften başka hiçbir şey sokmazdım, Anne,” dedi Gilbert, “tehlike var” anlamına gelen bir ses tonuyla." Gilbert ve Anne cephesindeki ilerlememiz ne kadar yavaş olsa da kitabın sonu çok güzeldi. Anne ve Gilbert ilişkisini okumak isteyenlerden biri olarak, bizim için güzel günler yakında olacak gibi gözüküyor. Anne’in Gilbert’ten sürekli kaçışı, Roy’la olan ilişkisi derken bu kitapta Anne’e epey kızdım. Anne’in bu tavırlarına rağmen onu sevmekten hiç vazgeçmeyen Gilbert’i ise gittikçe daha çok seviyorum. Dördüncü kitapta neler olacak çok merak ediyorum. Gilbert ve Anne’in mutluluklarını okumayı çok istiyorum.
1000Kitap
Yeşilin Kızı Anne 3L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20205,5bin okunma