"Boşluk," diye mırıldandım. "Bu benim en büyük korkum. Büyük bir boşluk. Ne zaman açıldığını bilmediğim ama tüm hayatım boyunca benimle birlikte olan, her geçen gün daha da büyüyen boşluk. Sanki ben kalbimde kocaman bir delikle doğmuşum. O delik benimle birlikte büyümüş. Çocukken suya düştüğümde sudan değil, içindeki o sonsuz boşluktan korktum. Annem beni bırakıp gittiği için değil, geride ondan kalan o büyük boşluktan korktum. İçimdeki o boşluk o kadar büyüktü ki ne yaparsam yapayım, etrafım ne kadar kalabalık olursa olsun ne kadar çok sevilirsem sevileyim bile dolmadı. Biraz bile küçülmedi."
"Bu yıldız. Yıllarca o yokluğa alıştım, o yokluğu benimsedim ama bu yıldız hep burada tam karşımda bana meydan okur gibi dikilmeye devam etti. Bir şeye ne kadar uzun bakarsan ona o kadar kapılırsın. Çekilirsin. Yenilirsin. Ben yıllardır bu yıldızı seyrediyorum, ona ulaşamamak mı beni daha çok korkutuyor, yoksa bir gün ona ulaşmak mı, bilmiyorum. Tek başına parlayan ve tüm bu karanlığın içinde beni aydınlatan o yıldıza yenilmekten korkuyorum."