Rengin

Yağmalama, iğfal, katliam günlük, sıradan olaylar olmuştu. Ama daha da kötüsü şuydu: Bayağılaşma, hainlik, alçaklık da diz boyuydu. Artık bir başkasına inanmak imkânsızdı. İnsan can dostundan kuşkulanır, komşusuna kin duyar olmuştu.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kim katlanırdı yoksa zamanın kırbaçlarına, küfürlerine, Zorbanın haksızlığına, kibirli adamın hakaretine? Sabırla bekleyen erdemli kişinin, Değersiz insanlardan gördüğü muameleye, İnsan yalın bir hançer darbesiyle hesabı kesebilecekken. Kim katlanırdı, bu yorgun yaşamın yükü altında Homurdanıp terlemeye, Ölümden sonraki bir şeyin korkusu olmasaydı?
Ansiklopediler boştu. Sizi kandıran, gülümseyerek boşluğu elinize uzatan insanlar, özsaygınızı yok edenler vardı. Kim olduğunuzu unutmamanız şarttı.