Aslı Varol

Aslı Varol
@ComfortablyNumb71
HRİSTİYAN KİLİSELERİNİN AYRILMASI (BÜYÜK ŞİZMA-1054)
Katolik Kilisesi heyetini temsil eden Kardinal Humbert, Ayasofya Kilisesi’ne girerek ayin için hazırlık yapan Konstanstinapolis Patriği Mihail’in (Papa IX. Leo ile karşılıklı birbirlerini aforoz etmeleri büyük ayrılmaya neden olmuştur) önüne bir belge bırakır. Ve önce Ayasofya’yı, sonra da Konstantinapolis’i tek ederek Roma’ya döner. Bu belge, patriğin Roma Başpiskoposu, yani Papa tarafından aforoz edildiğini ilan ediyordu. Aynı gün içinde patrik, bir kilise konseyi toplayarak kendisini aforoz edenleri aforoz etti. Böylece 16 Temmuz 1054 tarihi Batı ve Doğu kiliselerinin resmi olarak birbirinden ayrıldığı tarih oldu. Tarihçilerin Büyük Şizma adını verdikleri bu ayrılık bir anda gerçekleşmiş bir şey değildi. 2 kilisenin ayrılmasına sebep olan olaylar silsilesinin kökleri aslında yüzlerce yıl öncesine uzanıyordu. Ortaçağ boyunca Hristiyan din adamları arasındaki en temel tartışma konularından biri hangi kilisenin evrensel üstünlüğe sahip olduğuyla ilgiliydi. Roma paşpikoposları yani papalar üstünlüğünün batı kilisesine ait olduğunu savunuyordu; çünkü İsa’nın havarilerinden biri olan Petrus, Roma’ya gelmiş, burada bir kilise kurmuş ve yine burda şehit edilmişti. Papaların iddiasına göre Petrus, ilk Roma baş piskoposuydu. Ondan sonra gelenler de onu temsilen papalık makamında oturuyordu. İsa’nın kendisi de kilisenin kurucusu olarak Petrus’u işaret etmişti. Buna ek olarak hristiyanlığın yayılmasında büyük çaba gösteren Pavlus da tıpkı Petrus gibi Roma’ya gelmiş ve burada şehit edilmişti. Batı kilisesinin iddiasına göre ikisinin de kemikleri Vatikan’da bir kilisenin altında gömülüydü. Yani Roma Kilisesi, hristiyanlığın en büyük 2 şehidinin üzerinde yükseliyordu. Papalığa göre tüm bunlar, Roma baş piskoposluğunun evrensel üstünlüğünün göstergesiydi. Buna karşılık Doğu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf
Virginia Woolf şöyle sesleniyor kadınlara: "Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!" "Düşsel planda kadın son derece önemlidir; gerçek yaşamda ise tümüyle önemsiz. Şiiri bir baştan öbür başa kaplar; tarihte ise hiç görülmez. Kurmaca yazında kralların ve fatihlerin yaşamlarına hükmeder; gerçek yaşamda ailesinin parmağına bir yüzük geçirdiği herhangi bir oğlanın kölesidir. Kurmaca yazında en esin dolu sözler, en derin düşünceler onun dudaklarından dökülür; günlük yaşamda hemen hemen hiç okuyup yazamaz ve kocasının malıdır. Tarih kadından hemen hemen hiç söz etmez."
Virginia Woolf, Kitabı Kendine Ait Bir Oda Hakkında;
“Düşünsel özgürlük maddi şeylere bağlıdır. Şiirse düşünsel özgürlüğe bağlıdır. Ve kadınlar her zaman yoksuldu. Hem de yalnızca son iki yüz yıl için değil, tarihin başından beri yoksullar. Kadınlar, Atinalı kölelerin oğullarından bile daha az düşünsel özgürlüğe sahip olmuşlardır. O halde, kadınların zerre kadar şiir yazma şansı olmamıştır. İşte bu nedenle paranın ve insanın kendine ait bir odasının olmasının önemini bu kadar vurguladım.”
Katherine Mansfield ve Virginia Woolf: Gerçek Dostluk
Sara De Simone'nun ''Onun Gibisi Yok'' adlı kitabına göre iki yazar arasındaki ilişki büyük, derin bir dostluktu; kendine saygısı olan herhangi bir dostluk gibi anlaşmazlıklardan, yabancılaşmalardan ve karşılıklı hayal kırıklıklarından arınmış değildi; ama gerçek karşılıklı saygıya dayanan gerçek bir dostluktu. Virginia, "anlaşılmaz" sıfatını, arkadaşının onda sahip olduğu cazibeyi, yakıcı ve duygusal, titiz ve teatral olabilen, kendini adamış ve sonra hiçbir şey olmadan aylarca ortadan kaybolabilen bir kişinin çekiciliğini vurgulamak için kullanmıştı. vocidallisola.it/2024/01/18/kath...
Antikçağ Mimarı Vitruvius; Da Vinci, Altın Oran ve Rönesans
''Vitruvius Adamı'', Leonardo da Vinci tarafından 1487 yılı civarında yaratılmıştır ve bu çizim, dünyanın en popüler ikonlarından biri olmuştur. Da Vinci notlarında bu çalışmayı, ilkçağda Romalı bir askeri mühendis ve mimar olan Vitruvius’un De Architectura adlı eserinde tanımladığı oranlar üzerine bir inceleme olarak tanımlamıştır. Vitruvius'un insan vücudunun mükemmel oranlarını tanımlayan çalışmalarına dayanarak Da Vinci, Vitruvius'un ilkelerini bu çizimle yansıtmış ve bu şekilde altın oranı ortaya çıkarmıştır. Bu resim, Da Vinci'nin oranlara olan yoğun ilgisinin mükemmel bir örneğini sunar. Parçaların orantılı ilişkisi evrensel tasarımı yansıtır. Vitruvius, insan vücudunu mükemmel bir ölçü ve orantı örneği olarak ele almıştır. De Architectura’da, insan vücudunun simetrik yapısını tanımlayarak bunun mimari tasarımda bir rehber olarak kullanılabileceğini belirtmiştir. Bu fikir, yüzyıllar sonra Leonardo da Vinci’nin Vitruvius Adamı eserine ilham kaynağı olmuştur. Vitruvius'un eserinde yer alan teknik cihazlar ve makineler, da Vinci gibi sonraki dönemin büyük isimlerini de etkilemiştir. Vitruvius’un kitabında, insan vücudunun oranlarıyla ilgili birçok ilginç gözlem yer alır. Bu gözlemlerden biri, göbeğin insan vücudunun merkezi olduğunu belirtmesidir. Vitruvius’a göre, bir pergelin sabit noktası olarak göbek alınırsa, vücudun çevresine mükemmel bir çizilebilir. Ayrıca, bir insanın boyunun, kollarını iki yana açtığında oluşturduğu genişlikle neredeyse eşit olduğunu ifade etmiştir. Birçok sanatçı, Vitruvius’un belirttiği oranlara uyan insan figürlerini çizmeye çalışmıştır. Ancak bu girişimlerin çoğu, doğru oranları ve geometrik uyumu yakalayamamıştır. Çizimlerin genellikle hem anatomik hem de geometrik açıdan kusurlu olması, insan bedeninin hem bir çembere hem de