Tugay'ın yüzündeki gülümseme silindiğinde "Yalan söylüyorsun," dedi kısık bir sesle. "Sen bana ihanet etmezsin." Gözleri kısıldığında anlamayarak bana baktı. "Yalan söylüyorsun şu an bana, iki dünya bir araya gelse, herkes bana ihanet eder, sen etmezsin."
Yutkunduğumda "Ölmüştün," dedim.
"Ölüme bile ihanet etmezsin sen," dedi bu kez büyük bir inançla. "Çünkü bu hayatta affetmeyeceğim tek duygunun ihanet olduğunu bilirsin."
"Beni özgürlüğün için sattığına inandım," dedim bu kez.
"Ama biliyordun," dedi. "Özgürlüğüm sendin. Artık sendin. Sadece sendin."
Gözlerim acıyla dolduğunda "Sana ihanet ettim," dedim çenemi havaya kaldırarak. "Ve hiçbir sebep bunun üzerini örtemez, Tugay." Elindeki silahı aldım, göğüs kafesime sertçe yasladım, parmaklarım parmaklarının üzerine kapandı. "Şimdi öldüreceksen birini bu benim. Düşünme, bas tetiğe."