Söyleyim size, dostlarım, kimler gelip gidesi, Müslümanlar gönlünden mihribanlık gidesi.
Müslümanız diyeler, haram-şüpheli yiyeler, Yemem diye hem inkâr eder, âhir zaman belgisi.
Bir-birine bakmazlar, mihr-şefkat kılmazlar, Ahiretin vererek dünyâ malın algısı.
Hakkı görüp uymazlar, haksız işi yaparlar, Hakkı söylese vururlar, dinsizlerin belgisi.
Mü'minim diye söylerler, oruç-namaz kılarlar,
Fesâd işler yaparlar, münafıklar belgisi.
Alimler haram yerler, âlimlerden din gider, Zâlimler güçlü olur, mü'minleri vurgusu.
Hâkimler zâlim olur, mü'minler malın alır Ölüp malları kalır, orada Allah'ım sorgusu.
Şeriatı bilmezler, tarikatı okumazlar, Hakikate yetmezler, şeyhlik dâvâ kılgısı.
Milleti mürid alırlar, âh ve figân kılırlar, Hayran olup kalırlar, lânetli Deccal bilgisi.
Dünyâ malını sevme, dünyayı çok yığma, Ölmezim diye söyleme, bütün âlem ölgüsü.
Nefs eline düşmüşsün, ten semirtip yürürsün,
Mahşer günü olunca Kahhâr kahr kılgısı.
Kulluk kılmayıp ölürsen, kara yere girersen, Yalnız yatıp kalırsan, göze toprak dolgusu.
Kul Hoca Ahmed vardır can, yürüme bakıp hayrân,
Mevlâmdan dile iman, orada didâr görgüsü.
Mariz insanoğlu hakikati; göremiyor, duyamıyor, hissedemiyor ve en önemlisi idrak edemiyor...
Aciz Musa'nın Fani Lakırtıları