Çinlilerin ayak-kalıplama uygulamaları, kadınların topallayarak yürümelerine yol açan ayak bağları, kadınların zayıflıklarını açığa vurmak için başvurulan uygulamalardır; topallayan kadın, Çinli erkeğin hoşuna gider. Bu nedenle de, kadınlar bu rahatsızlık, hatta acı veren uygulamaları bir moda gibi izleyerek boyun eğmişliklerini gösterirler.
Gerçekten sadistik tutkuları olan kadınlar, genellikle kendilerini erkeklerle özdeşleştirmiş kadınlardır. Cinsel eylem sırasında böyle davranan kadınlar genel olarak lezbiyen ilişkilere girerler.
Sadistik ilişkide kişi kendisinin başat ve güçlü olduğunu duyumsayarak, kendisini kanıtlar ve böylece üstün olduğunu düşünür. Mazoşistik ilişkide ise, edilgin olarak kendisinin gözetildiğini ve korunduğunu düşünür ve böylece kendisini bağımsız olmak zorunda duyumsamaz.
Yavaş olgunlaşmış ya da çocukluklarındaki koşullar nedeniyle olgunlaşamamış kimseler, bu ikilemi, hem saldırganlık hem de bağımlılık bakımlarından, abartılı bi çimde yaşarlar. Böyle kimseler, sevdikleri zaman, ana baba sevgisine benzer biçimde severler, hiç değilse cinsel ilgilerinde bu tutumdadırlar ve bu kimseler, belki de, yaşamda başka davranış biçimi olmadığının farkında olmadıklarını belli ederler. Böyle kimseler, başarılı bir aşk yaşamında gerekli olan özgürlük ve özgüven yerine, başkalarını egemenlik altına almak ya da başkalarının egemenliğine girmek zorunluluğunu duyarlar; sado-mazoşizmin kaynağı da işte bu ruhsal gelişimdir.
Kinsey'in bulgularından pornografik edebiyatın, başka herhangi bir cinsel edim tipinden çok, özellikle sado-mazoşistik temaları kullandığı anlaşılmaktadır.
Herkesin iç dünyasında sado-mazoşistik eğilimler bulunabilir ve öteki sapmalarda da olduğu gibi, normal olanla normal olmayan arasında kesin ve net bir sınır olduğu söylenemez.