Ben de henüz gençtim,yirmi beş yaşımı doldurmamıştım,fakat birtakım genç insanlarda gördüğüm bu garip ihtiyat: Tanımadıkları,ilk defa gördükleri bir insanı pek tuhaf bir şey telakki etmek merakı,hayretimizi uyandırıyordu.
İnsanları,kendi cinslerinden biri üzerinde kudret ve salahiyetlerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır?Hele bunu yapmak fırsatı,birtakım ince hesaplar dolayısıyla,ancak muayyen bazı kimselere karşı kendini gösterirse.
Beklettiğim , başlangıçına hayran olduğum bir eser.İlk satırlardan itibaren etkileyici.Yazarın hayatı , ölümü , hakkında bilinmeyenleri kitaba dair merak uyandırıyor. İşsizlik , toplumda ki insanların halleri ve acayipleri tekrar düşündürüyor.Daha sonra ise hiç beklemediğim kadar merak uyandırıcı. Bazı bölümleri okurken kitapta anlatılan göğüs çarpıntısını hissettim. Adete yaşıyormuş gibi.Aynı kitapta anlatılanlar gibi, merakım gitmemiz ve çabuk bitirmeyeyim diye ara ara okumadım. Yani başucumda durdu ama okumadım , tıpkı yazar ve kürk mantolu madonna’nın macerası gibi. İnsanı beklentisinin ötesinde farklı bir ruh haline sokan, sürükleyici, akıcı ve dili çok güzel bir hikaye.
“Bütün insanlar,gerek ruh,gerek fizik açısından,birbirlerine benzerler;hepimizin beyni,dalağı,yüreği,akciğerleri aynı biçimde yapılmıştır.”manevi değerler”ise herkeste aynıdır;küçük farkların önemi yoktur.Bir insanı tanımak diğerini de tanımak anlamına gelir.İnsanlar aynı ormandaki ağaçlar gibidirler;hiçbir botanik bilgini,tek tek akkavağı incelemeye kalkmaz.”