Öncelikle kitabın yazarı Michael Scott-Baumann ile başlamak istiyorum. Kimdir bu adam, nedir, nerelerde yaşar, ne ile beslenir? Michael Scott-Baumann Cambridge Üniversitesi mezunudur. Londra'daki Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu'ndan yüksek lisans derecesine sahiptir. Tarih öğretmeni ve öğretim görevlisi olarak 35 yıllık deneyime sahiptir. Batı Şeria’da çalışmış biri. Ne kadar konunun uzmanı olduğunu bilemesek de konuya hâkimiyeti oldukça yüksek. Tarih öğretmeni olduğundan mütevellittir ki yazdığı kitap oldukça yansız, tarafsız. Kendisi hakkında detay vermemde bu yüzdendir. Bu noktada kendisine teşekkür edip, yazmış olduğu kitaptan bahsedeceğim.
Kitapta yer almasa da şunu belirtmek istiyorum ki Araplar ve Yahudiler amca çocuklarıdır. Araplar Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’den, Yahudilerse diğer oğlu İshak’tan geliyor. Neredeyse 100 yıldır savaşıyorlar. İlk taşı kimin attığını bilemesek de ev yapımı roketlere bomba yağdıranları biliyoruz. Tevrat’ın Yaradılış/Tekvin Bab 15’te “ O gün RAB Avram’la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: “Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları (...) senin soyuna vereceğim.” denilmektedir. Yani Erzincan’dan Şanlıurfa’ya kadar bir bölgede vaat ediliyor?!
Kim, kimin malını, kime vaat ediyor? Kan ile alınmış bu toprakları “kan ile veririz” naralarını bir kenara bırakıp akıllı davranmazsak sonumuz Filistin’den beter olabilir. Bölgedeki arsaların Siyonistlerce alındığını zaten biliyoruz. Tarihten ders çıkarmalıyız.
Filistin toprakları 7. Yüzyılda Müslüman Araplar tarafından fethedildi. Öncesinde Roma kayıtlarında zaten burada Yahudilerin ve Hristiyanlaşan Romalıların yaşadıklarını biliyoruz. Lakin öyle büyük yol ayrımına gitmiyor coğrafya. 16. Yüzyıla geldiğimizde bu topraklar Osmanlıların hâkimiyetine geçiyor. Osmanlı