Abdüsselam

Abdüsselam
@Cosovord
İstanbul
16 Ağustos 1996
102 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Ömrün Temsili
Bir adamın yolu ovaya düşer. Ovada giderken karşısına bir deve çıkar. Devenin maksadı, adamı yemektir. Deve, adamı kovalamaya başlar. Adam kaçar, deve kovalar. Bu sırada adam, suyu olmayan bir kuyu görür fakat kuyunun içinde ejderha vardır. Adam, hem deveden kurtulmak hem de kuyuya düşmemek için kuyunun ağzındaki ağaca tırmanır. Ağaca sıkı sıkı sarılır. Derken biri siyah, diğeri beyaz iki kurt çıkagelir, ağacı kemirmeye başlar. Adam korkuyla dururken, ağaçta meyveler ortaya çıkar. Adam korkuyu unutup meyvelere dalar. Aklı başına bazen gelir, bazen gider. Kurtlar ağacı kemirir ve adam aşağıya düşer. Hikayede geçen mecazlar. Buna göre kuyu, dünya; deve, ecel; ağaç, ömür; meyve, dünya zevki; ak kurt, gündüz; kara kurt, gece; ejderha ise yedi katlı cehennemdir. Öğüt: Anne karnından dünyaya gelen insan, her an ölüme hazırlıklı olmalıdır. Dünyanın zevklerine dalıp, kalpteki korkuyu unutup gaflete dalınırsa gece-gündüz biten ömrün farkına varmayan insanın sonu hüsrandır.
Sayfa 15
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan profili, abd-i râyic üzerinden çizilmeye devam edilir. Bu grup; dilini yalandan, kalbini kirden uzak tutmuş, Hazreti Allah'ın yasaklarından uzak durmuş ve emirlerini yerine getirmiştir. Sonrasında ise, şeriat, tarikat, marifet ve hakikat merhalelerini takip etmelidir. Şeriat ehli, yele/rüzgâra teşbih edilir. Dünya içinde daima gezerler; gezdikçe, gördükçe doğruyu, yanlışı Kur'ân-ı Kerîm'in ve hadîs-i şerîflerin rehberliğinde ayırt ederler. Ancak bu şekilde, Hazreti Allah'ın emirlerini yerine getirir, güzel sözler söyleyebilirler. Tarikat ehli, ateşe benzetilir. Özlerindeki ateş ile yanarlar ve onlar için iyi-kötü, yoksulluk-zenginlik, güzel-çirkin aynıdır, halleri okyanusları üzerlerine dökseler sönmeyecek bir iman ateşi gibidir. Marifet ehli, su gibidir. Okyanusa ulaşmak için akarlar. Sözleri su gibi temizdir ve etrafındaki kirleri de temizlerler. Su gibi şeffaftırlar ve nereden bakılırsa görülürler. Bu nedenle bu grup, arifler grubudur. Marifet ehli, küp içine konmuş meşrubat-içecek ve su temsili ile verilir. Küpün dışını her gün yıkasan da içindekini sızdırır, denilerek insanın içini düzeltmesi istenilir. İnsanın içi ve işi, su gibi berrak ve temiz değil ise dışarıdan görünenin fazla ehemmiyeti yoktur, itibar görmez. Hakikat ehli, toprak gibidir. Hazreti Allah'nın yoluna girip toprak gibi aslına dönenlerdir. Başlarına gelen her hayır ve şerri Allah'tan bilir, O'na teslim olup rıza gösterirler. Hakikat ehlinin üç hususiyeti vardır. Bunlar; Hakk'a hayranlık, münacat etmeleri ve aşk ile Hazreti Allah’ı zikretmeleridir.
Sayfa 16
İnsanın iyi veya kötü vasıflara sahip olmasına bakılmaksızın yine 3 farklı insan profili tasnif edilir. Bu sınıflandırma İmam Gazâlî Hazretlerine aittir. Buna göre insanlar, abd-i râyic, abd-i sâlim ve abd-i hâsir olmak üzere üç grupta yer alır. Abd-i râyic; farzları yerine getiren, şeytana ve nefsine uymayıp Allah’ın emir ve yasaklarına uyar . Bu şekilde hareket edenler, iman sermayesini artıran kimseler zümresinden olur. Abd-i sâlim, günah işlese de suçunu kabul edip affını isteyen, tevbe eden gruptur, sermayesini kullanarak ne kâr ne de zarar etmiştir. Abd-i hâsir; hiçbir emir ve yasağı yerine getirmediği gibi nefse ve şeytana ve onunla olanlara uyan gruptur. Abd-i hâsir grubu ezelden isyan içinde olan ve sonradan isyan edenler şeklinde ikiye ayrılır.
Sayfa 15
Çoğu insan bu dünyada itibar ve nam kazanmaya çalışırken itibarını kaybeder. Ancak hakiki manada itibar kazananlar, öldükten sonra nâil oldukları itibara, sağ iken nâil olsa idiler, âlemde itibarlı insan kalmayacaktı. Onun için insan, kendisine daha bu dünyada iken bir profil çizmelidir.
Sayfa 12
Çok sevdiğim ve değer verdiğim bir büyüğümün sözü ile cümlelerimi sonlandırmak isterim. "Bir karışım vardır, bir de bileşim. Karışım da iki madde birbirine karışır, fakat yeni bir madde oluşmaz. Mesela, demire mıknatıs tutun, sülfürden ayırırsınız. Bileşim ise iki maddenin manevî bir reaksiyona girerek yeni bir madde oluşturmasıdır.” İşte, kalbe işlemeyen eğitim, karışım gibidir. "Ben Nesli"nde, iyi ve güzel manada bir değişiklik meydana getirmez. Ancak kalbe işleyen ve maneviyatla yoğrulan eğitimler, gönülle yoğrulur. Ortaya bilgi ve ilim sahibi, değerlerinin bilincinde olan bir nesil çıkar.
Sayfa 54