Âdem bu bezm-i devr-i dil-ârâya bir gelür
Bil kadr-i ömrünü kişi dünyaya bir gelür
(İnsanoğlu, bu gönle lezzet veren meclise bir defa gelir. Ömrünün kıymetini bil (heva ve heves ile boş geçirme), zira kişi dünyada bir defa gelir.)
Sabrî (Mehmed Şerif-Çelebi)
Musab bin Umeyr (r.a.), Mekke-i Mükerreme'nin cehalete teslim olduğu devirde itibarlı bir gençtir. Oldukça yakışıklıdır, maddi zenginliğe sahiptir, giyim kuşamıyla parmakla gösterilmektedir. İslam'ın ışığı Mekke-i Mükerreme sokaklarında parıldamaya başlayınca Hazreti Musab (r.a.), iman nuru ile müşerref olur. Sevgili Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) etrafında dalga dalga genişleyen halkaya dâhil olur. Bu duruma öfkelenen ailesi Hazreti Musab'a (r.a.) çok şiddetli tepki gösterir, maddi manevi irtibatı keserler. Hazreti Musab (r.a.) artık maddeten fakirdir. Giyimi kuşamı değişmiş, şık kıyafetleri yerini daha eski/sade kıyafetlere bırakmıştır. Bu haliyle dışardan bakıldığında itibarını kaybetmiş görünmektedir. Hâlbuki o, iman etmek şerefine nail olmuş, Allahü Teâla katında itibarını kurtarmıştır.
İlim öğretmek üzere gittiği Yesrib'in medeniyetle tanışmasına, oranın Medine-i Münevvere olmasına temel hazırlamış, iman ve ilim ile itibar kazanmıştır.
Gençlik döneminde itibar algısı daha çok ön plana çıkar, ekseriyetle gerçeklikten uzak bir değerlendirme yapılır. Yalancı bir algı hâkimdir. Aslında her yaşta gerçeklerin üstünü örten bir sis perdesi vakidir, gençlik bu perdenin en karanlık, en yoğun olduğu döneme tekabül eder. Bu dönemde geçici heyecan arayışının etkisiyle muteber bazı davranışlar hor görülürken, kimi zaman yanlış olan alışkanlıklar itibar görür. Mesela, bir gencin namaz kılması, okul çıkışı kütüphaneye gitmesi gibi davranışlar alaya alınırken; zorbalık yapmak, zararlı alışkanlıklara devam etmek gibi davranışlar itibar görebilir. Hâlbuki kalıcı itibar, geçici heveslerden ziyade, sağlam bir şahsiyet oluşturmakla elde edilir.