Sevdiğimiz insanları bazı tercihler yaptıklarında her zaman anlayamayabileceğimizi kişisel tecrübelerime dayanarak söyleyebilirdim. Ama onları eskisi gibi sevmeyi sürdürebiliriz. Bu bir anlayış meselesi değildir. Bağışlamadır.
Eskiden, İsa'dan önceki zamanlarda Anka diye aptal, lanet olası bir kuş vardı; her birkaç yüz yılda bir odun yığıp kendini yakardı. İnsan’ın birinci dereceden kuzeni olsa gerekti. Ama kendini her yakışında, küllerinden fırlayıp yeniden doğardı. Görünüşe bakılırsa biz de aynı şeyi tekrar tekrar yapıyoruz ama bizde Anka'nın asla sahip olmadığı lanet olası bir şey var. Lanet olası, aptalca bir şey yaptığımızı biliyoruz. Bin yıldır yaptığımız tüm lanet olası, aptalca şeyleri biliyoruz; bunu bilmeye devam edersek ve hep aklımızda tutarsak, lanet olası cenaze ateşleri yakıp ortalarına atlamayı günün birinde keseceğiz. Her nesilden, hatırlayan birkaç kişiyi daha seçiyoruz.
"Eskiden kitaplar orada burada, her yerde tek tük insanlara hitap ediyordu. Onlar farklı olma imkânına sahipti. Dünya genişti. Ama sonra dünya gözlerle, dirseklerle ve ağızlarla doldu. Nüfus ikiye, üçe, dörde katlandı. Filmler, radyolar, dergiler, kitaplar bir çeşit puding macunu normuna indirgendi... anlıyor musun?”