Nora gözlerini kitaplık raflarında gezdirdi. Keşke daha anlaşılır adları olsaydı kitapların. Birinin kapağında da En Mükemmel Hayat Burada yazsaydı keşke.
İlk başta içgüdüsel olarak Bayan Elm'in sorusunu duymazlıktan gelmeyi istedi. Ama bir yerde kitaplar varsa, insan onları açmadan edemezdi. Nora hayatların da kitaplar gibi olduğunu anladı. Bayan Elm daha önce söylediği bir sözü tekrarladı. "Küçük şeylerin önemini asla göz ardı etme."
Bu söz işe yaradı. "İstediğim," dedi Nora, "sade bir hayat. Hayvanlarla çalıştığım bir hayat. Tel Teorisi'nde değil, okuldayken yarı zamanlı çalıştığım yerde, hayvan barınağında çalıştığım hayatı istiyorum. Evet. Bana o kitabı verin lütfen.
Bu ara şu modern zaman öğretilerine kafayı taktım. Kafayı taktım derken, olumsuz anlamda söylüyorum. Meditasyonmuş, çakraymış, astrolojiymiş, doğru nefes alma teknikleriymiş, yok bilinçaltı temizliğiymiş, vay efendim karmik bağlarmış, vallahi artik hangisini duysam ayrı cinnet geçiriyorum. İnsanların bir şeylere inanma ve tutunma ihtiyacını anlıyor ve bu şekilde mutlu olabilen herkese saygı duyuyorum. Ama beni aldığım nefesten bile kuşkuya düşüren bu çağla, doğrusu ciddi problemler yaşıyorum Osman. Bireysel düzlemde başımıza ne geliyorsa, kendimizi bu kadar kurcalamaktan geliyor bence. Insan denilen makine çok bızıklanınca bozuluyor. Herkes gibi benim de işin içinden çıkamadığım, umutsuzluğun doruklarında gezindiğim zamanlar oluyor.