Cerem

Cerem
@Crmm
28 Eylül
16 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı

Cerem

, bir kitabı okumaya başladı
Francesc Miralles
7.9/10 · 4.002 okunma
Reklam
Al-i İmran Suresi 139-140-141 Ayet
Gevşemeyin, üzülmeyin! Eğer, gerçekten iman etmişseniz, üstün olan sizsiniz. Eğer size bir sıkıntı isabet ederse, başka halklara da benzeri sıkıntı isabet etmiştir. Bu günleri, insanlar arasında döndürüp dururuz. Bu, Allah'ın içinizdeki gerçek iman edenleri ayırt etmesi ve gerçeğin tanıklarını belli etmesi içindir. Allah, zalimleri sevmez. Bu, Allah'ın, İman Edenleri arındırması ve Kafirleri mahvetmesi içindir.
Al-i İmrân Suresi 38.ayet
Orada Zekeriya, Rabb'ine dua etti: "Rabb'im! Bana katından iyi bir nesil bağışla. Kuşkusuz, Sen duayı işitensin."
Alıntı
SON.
Söz ön yargılardan açılmışken sizinle bir mektup daha paylaşmak istiyorum. İlk okuduğum zaman güleyim mi, kızayım mı, üzüleyim mi bilemediğim, ama içime, derinlerde bir yerlere dokunan bir öykü var. "Gel de öğretmenin gücüne inanma!" dedirtiyor insana! ‎Ben dördüncü sınıf öğrencisiyken yeni gelen bir öğretmen cetvelle elimizi çok morartmıştı. ‎Hiç unutmam. Bir gün kimin hangi takımı tuttuğunu hepimize sordu ve bizi takımlara ayırdı. "Herkes bugün GS'li olacak," dedi. "Olmayanı ağlatana kadar döverim!" ‎Ben o zamanlar BJK'yi tutuyordum. Birinci turda değiştirmedim. İkinci turda dayak sırası bana gelince hem ağladım hem de GS'yi tuttum. O günden beri GS'liyim. Hem komik hem çok saçma bir anı oldu bana! ‎Bu öykünün incelenmeye değer, psikolojik bir yönü var. Kılıç zoruyla din değiştirenlerde olduğu gibi, dayak zoruyla futbol takımını değiştiriyor ve devam ettiriyor.
Alıntı
Bir de böyle kötü öğretmenler var!.
‎Ne var ki, okula başlayan her yeni öğrenci yukarıdaki mektubu yazan kadar şanslı değil. Bazı çocuklar ilk gün ön yargılarının farkında olmayan öğretmenlere denk gelebiliyorlar. ‎Babam mal müdürü olarak görev yaptığı için ülkemizin birçok yerinde yaşadık. Son görev yerinde rahatsızlandığı için emekli olmaya karar verdi. Memleketimiz Diyarbakır. Babam ve annem daha önce gezip görerek beğendikleri Gemlik ilçesine yerleşmeye karar verdiler. ‎Ben 3. sınıf öğrencisiydim. Babamın elinden tutup okula büyük bir sevinçle gittim. Çünkü öğretmenimle tanışacaktım. Memur kızı olduğum için belki, ailem öğretmene büyük değer verirdi. Bu yüzden yol boyunca babamın, "Öğretmenini iyi dinle, o ne diyorsa çok önemli ve değerlidir," sözleriyle okula ulaştık. ‎Öğretmene saygılı, heyecanla okula gelen bir kız öğrenci. ‎Biz mütevazı bir aileyiz. Tanışma anında babam hep kendinden "memurum" diye bahsederdi. Okula geldik. Öğretmenimin elini öptüm. Bana parmağıyla sınıfı işaret etti. Gittim kapıda bekledim, çünkü öğretmenim bana içeri girmemi söylememişti. ‎İyi aile terbiyesi almış, büyüklerine saygılı bir çocuk, "İçeri gir," denmediği için kapıda bekliyor. ‎Sonra zil çaldı, biraz bekledim ve öğretmenim gelmişti. Çok mutluydum. Beni sert bir ses tonuyla en arkaya attı. ‎ ‎ ‎Sonra yoklama aldı. Sınıfta tüm arkadaş adaylarım bana bakıyordu. Yoklamanın ardından yanıma geldi, "Çobanın kızı merhaba," dedi. ‎Akla şu soru geliyor: Öğretmen, öğrencinin babasıyla ne konuştu, ne tür bir bilgi aldı ki, babanın çoban olduğuna kanaat getirdi ve küçümser bir tavır içinde konuştu. ‎Neden öyle dediğini anlamamıştım. Sonra saçlarımı kontrol etti. "Bit de vardır şimdi sende," dedi. Oysa annem haftada üç kez beni yıkar, saçımı örer, ütülü önlüğümle okula götürürdü. ‎Arkadaşlarımın hepsi fısıldamaya ve teneffüste