Cerem

Cerem
@Crmm
Gerçek mektuplar
Ben bir Türkçe öğretmeniyim. Sizinle bir anımı paylaşmak istedim. Mesleğimin altıncı yılıydı. Yeni bir okula tayin oldum. Altıncı sınıflara Türkçe dersine giriyorum. Beşinci sınıftan sonra her sınıftan beşer altışar öğrenci alınarak oluşturulmuş karma bir sınıfta öğretmenlik yapmaya başladım. ‎Ancak anladığım kadarıyla bu yeni sınıf oluşturulurken tüm sınıflar birbirine karıştırılmamıştı, sadece diğer sınıflar mevcut olarak azaltılmıştı. Yani öyle çok parlak öğrenciler yoktu, ama sınıfta çok güzel bir hareket vardı. ‎E zaten “Türkçe öğretmeni demek, yarı ozan olmak demektir,” derdi hocamız, ben de metinleri dramatize ederek, anlatıcıyı değiştirerek falan dersi işliyorum, çok da eğleniyoruz. Ancak arka sırada oturan bir öğrencim var, tüm bu eğlenceye katılmak yerine kafasını sıraya koyup uyuyor. Dünya umrunda değilmiş gibi davranıyor ve derse, etkinliklere katılmak istemiyormuş gibi görünüyor. Tabii ben taktım bu çocuğa, ucundan kıyısından dramatize ettiğimiz durumlara dâhil etmeye çalıştım. Maksat kabuğunu kırıp içeri sızmak. ‎ ‎Öğretmen, kafasını sıraya koyup uyuyan öğrencinin farkında. Dikkat edin; öfkelenmiyor, ilgileniyor, onun “insan öğrenci” olduğunun farkında. ‎ ‎Bir gün bir metin vardı, anlatıcıyı değiştirip anlatın dedim. Aman Allahım o ne güzel bir anlatım; çocuktan zekâ... ‎ ‎ ‎fışkırıyor! Ama kendini soyutlamış. Önce yazısını bana vermek istemedi. "Benim yazım çok kötü," dedi. ‎Baktım evet, Arapça gibi deriz ya, eh aynen öyle. Ama içerik harika. ‎"Eskiden öğretmenim benim yazdıklarımı kabul etmezdi ki," dedi. Öğretmenini tanıyorum, sordum, "Beş yıl uğraştım, adam edemedim," dedi, "çok inatçı, ben de vazgeçtim." ‎Ben vazgeçmedim. Bir yolunu bulup onu da etkinliklere kattım. Tabii diğer branş öğretmeni arkadaşlar da fark ettiler bu cevheri. ‎Öğrencinin
Sayfa 82
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Evet, “Sınıfa girince öğretmen kimi görür?” sorusu önemli bir sorudur. Aşağıdaki mektup önce insan, sonra öğrenci gören bir öğretmenin öyküsünü anlatıyor: İnsan, eğitim öğretim hayatı boyunca birçok öğretmenle tanışır. İlkokul, ortaokul, lise, üniversite derken her branşta ayrı ayrı öğretmenleri tanıyorsunuz. Çoğu size yön verirken bir kısmı da frenliyor, hayatınızı etkileyebiliyor. Ben ilkokul öğretmenimi hiç unutamadım. Şık bir bayandı, zarifti. Kıyafetlerini her gün beğenirdim. Onun gibi olmayı hayal ederdim. Bir gün sınıfımıza bir kız öğrenci geldi, okul önlüğü kırışık, yakalığı kir içinde, saçları topak topak. Öğretmenimiz, “Arkadaşınızla tanışın, kim onu yanına almak ister?” diye sordu. Kimse can atmadı, kız üzgün bir hâlde orada duruyordu. Parmak kaldırdım, benim yanıma oturdu, ama yanıma aldığıma çok pişman oldum, sürekli kaşınıyordu. Öğretmenim durumu fark etti ve kızın annesiyle görüşmek istedi. Arkadaşım annesinin öldüğünü, sadece babasının olduğunu söyleyince öğretmenim ve sınıfta bir süre sessizlik oldu. İlk kez annesi vefat etmiş bir öğrenci ile tanışmıştım. Kim bilir hayat onun için ne kadar zordu? Öğretmenimiz kızın babası ile iletişim kurmuştu ve bir gün arkadaşım sınıfa o kadar güzel geldi ki pırıl pırıldı, çok mutluydu. Saçları örgülü, kurdeleliydi, baştan aşağı değişmişti. O gün ders boyu tebessüm yüzünden eksik olmadı. Teneffüste konuştuğumda öğrendim; öğretmenimiz arkadaşımın babasından izin almış, kızı evinde misafir etmiş, ona yeni önlük, yaka, çorap ve kurdele almış, saçlarını yıkayıp temizlemiş, ama bunu kimseye söyleme diye tembih etmiş. ‎Tabii iyi arkadaşı ben olunca sadece bana söyledi, aramızda sır olarak kaldı. Öğretmenimiz çok sert duruyordu, ama kalbinin ne kadar yumuşak olduğunu anladım. Öğretmenimi hiç üzmedim, o benim kalbimde
Sayfa 41
Alıntı
Mahremiyetin Yitimi
Aşk, demişti Hannah Arendt, "ortalıkta gösterildiği an, solmaya ve ölmeye yüz tutar."
Sayfa 201·Kitabı okudu
Alıntı
Modern zamanlarda aile
Yetersiz annelik bundan sonraki nesillerde kendisini tekrarlayacak bir sağlıksızlık demektir. Annelik önündeki tüm zorlayıcı engeller kaldırılmalı anneler baş tacı edilmeli anne çocuk etkileşiminin en üst düzeyde olması sağlanmalıdır. Antidepresan ilaç masrafı dünyada her yıl milyarlarca dolar tutuyor. Oysa sorunu ta kaynağında çözmek mümkün. Her bebeğe ihtiyaç duyduğu ilgi ve dikkati vererek, iyi anne babalık sağlayarak pek çok ruhsal sorunu önleyebiliriz. Moderndünyanın değersizleştirdiği anneliği yeniden yüceltmek, anneliği övmeliyiz. Çalışma hayatı annelerin ihtiyaçlarına göre çok esnek biçimlerde düzenlenmeli. Toplumsal hayat, annelerin çocuklarına yeterli ilgi ve bakımı verebileceği şekilde ayarlanmalıdır. Kutlu nebi sözü, cenneti annelerin ayakları altına seriyor. Çocuğun cenneti de, gözleri şefkatle ışıldayan bir annedir.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Alıntı

Cerem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·246 syf.·
42 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 21:35
·
2026 6. kitabı
M. Kemal Sayar
8.4/10 · 13,2bin okunma