"Rüzgârda paramparça savrulan bu zavallı umut paçavrasına sarınmakta niçin direniyordum? Ne bileyim! Bunu okuyan sizler, daha geçen yıl, geçen ay, geçen hafta, buna benzer bir tutarsızlık yapmadınız mı? Biliyor musunuz neden yaptığınızı?"
"Bir haftaya kalmaz, unutur gidersin beni."
"Unutup gitmek mi? Ah, Estella, benim varlığımın, öz benliğimin parçasısın sen. Buraya geldiğim ilk günden beri, yüreğimi yaraladığın o ilk günden beri okuduğum her satır yazıda, görüp baktığım her manzarada sen varsın; ırmakta, karanlıkta, rüzgârda, korularda, denizde, sokaklarda. Okuyup duyduğum, kafamda canlandırdığım tüm tatlı düşlerin, güzelliklerin canlı simgesi sensin. Estella, istesen de istemesen de son nefesime dek kişiliğimin bir parçası olarak kalacaksın; içimdeki iyilik kadar kötülüğün de bir parçası. Ama bu ayırımı yaparken seni hep iyilikten yana görüyorum. Son nefesime dek de öyle göreceğim, çünkü şu sırada duyduğum acı ne denli keskin olursa olsun, senin bana ettiğin iyilik sanırım kötülükten daha fazladır."
"Sev onu, sev onu! Yüzüne gülüyorsa sev onu. Yüreğinden yaralıyorsa gene sev. Ciğerini paramparça etse bile... İnsan büyüyüp geliştikçe aldığı yaralar daha derinleşir çünkü... aldırma, sen gene sev onu, sev!"