Şimdi yanınızda oturmuş sizinle konuşurken geleceğe korkuyla bakıyorum, çünkü gelecekte yine yalnızlık, yine o yavan, o gereksiz yaşam var; gerçekten yanınızda oturup bu mutluluğu tattıktan sonra artık neyin hayalini kurayım!
Yarın buraya gelmeden duramam. Ben bir hayalperestim;gerçek yaşamla bağım o denli az ki, bunun gibi, şimdiki gibi çok nadide saydığım anları düşlerimde yine yaşamadan edemem. Bütün akşam sizi düşleyeceğim, bütün hafta, bütün yıl. Yarın kesinlikle buraya geleceğim,tam buraya, bu noktaya, tam bu saatte geleceğim ve yaşadıklarımızı anımsayarak mutlu olacağım. Artık burası benim gözbebeğim.
Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?