Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi.
Tesadüflerin oyuncağı olduktan sonra ne diye irademiz vardı?
Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı ?
Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmektense hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?
Bizim dünyamızda kadınların bizden olabildiğince farklı ve mümkün olduğunca da kadınsı olması beklenir. Biz erkeklerin, içinde yalnızca erkekler olan, kendilerine ait dünyaları vardır. Dünyamızda aşırı erkeksilikten sıkıldığımız zaman kadınsılığın bulunduğu kadınlarımıza yönelir, mutlu oluruz. Ayrıca kadınlarımızın olabildiğince kadınsı durmasını istememizin sebebi, onlara sığındığımızda aradığımız şeyin gözle görülür olmasını beklememizdendir.