Self, bilinçli kişilikten farklı olan bir içsel yönlendirici etmen olarak tanımlanabilir. Yalnızca kişinin kendi düşlerini denetlemesiyle yakalanabilir. Bunlar onun, kişiliğin sabit yayılımı ve olgunlaşmasını sağlayan, düzenleyici bir merkez olduğunu gösterir.
Tavrımız yukarıda sözü edilen dağ çamı gibi olmalıdır: o ne büyürken
yoluna kaya çıkıp gelişmesini engellediği zaman kızar ne de engelleri nasıl aşacağına dair planlar yapmakla uğraşır. Sadece daha çok sağa mı yoksa sola mı, eğime doğru mu yoksa ona karşı m büyümesi gerektiğini hissetmeye çalışır. Biz de tıpkı ağaç gibi bu belli belirsiz, gene de hepimize egemen olacak kadar güçlü olan güdüye, eşsiz yaratıcı kendini gerçekleştirme dürtüsünden kaynaklanan itici güce kendimizi bırakmalıyız. Bu, kişinin tekrar aradığı, henüz hiç kimsenin bilmediği bir şeyi bildiği bulduğu bir süreçtir. Bu yönlendirici ipuçları ya da dürtüler egodan değil, psişenin bütünlüğünden, benlikten gelir.
"Kadın kendi inançlarının kutsallığını sorgulama cesaretini bulmalı ve
iç ufuklarını genişletmelidir.Ancak o zaman, bilinçdışından gelen
önerileri alabilecektir."