Zira bırakın babalarımızın,dedelerimizin soyadı,makamı,serveti bir insanın peygamber’e akraba olması bile onun kurtuluşuna vesile olmayacaktır. Çünkü kurtuluş yolu,dedemizin şeyh,babamızın makam sahibi oluşunda değil, asıl kurtuluş yolu kendi gayretimizde, kendi amellerimizde, amellerimizin içindeki ihlâs ve samimiyettedir.
Bugün birinin bizlere de tekrar “ikra ve kûm” demesine gerek var mı? Her bir sahabe yaşantısıyla bize zaten bunu söylemiyor mu? Bizlerin artık bu emri üzerine alma vakti gelmedi mi? Madem vakit geldi ve geçiyor. O halde sen de “ama”larını bahanelerini ,tembelliğini, üzerinden at ve kalk ayağa! İlk fırsatta ve tez zamanda başla. Bekleme!
Bizler,Allah’ın bize şükredelim diye verdiği şeylere, Onun yolunda gitmemek için o şeyleri O’na(C.C) bahane olarak sunar hale geldik. Bir insan neden bahanede bulunur bilir misiniz? Sevgisi ve imanı yetmediği için…
Benim ahvalim ne olacak? Ben münafık mıyım? Diye kendimize sormuyoruz. Onlar dünyadayken cennetle müjdelenmelerine rağmen kendilerine bu soruyu soruyorlar ama biz akibetimizden endişe etmiyor,cennet garantilenmiş gibi bir hayat yaşıyoruz.