"Biz kadınlar zaten hep böyle değil miydik? Acıdan ölürken bile hayat vermek birincil görevlerimiz arasındaydı. Sanki başkalarını yaşattıkça yaşıyorduk, başkalarını mutlu ettikçe mutlu oluyorduk ve başkalarını var ettikçe var oluyorduk. Sonra elimizde kendimize yetecek bir ben kalmıyor ve tükeniyorduk ama bunu dahi çoğumuz idrak edemiyorduk. Oysa ki biz hepsine katlanabiliyorsak onlar da pekâlâ dayanabilirdi. Zira kimsenin yerine acı çekmemize ihtiyacı yoktu. Çünkü kimsenin adına büyüyemiyorduk."
"Anne evinin işte böyle büyülü bir şifası vardı. Âdeta insanın bütün hücrelerini yeniliyor, kalp kırıklığına dair ne varsa insan anne şefkatinin kollarında iyileşiyordu."