"Ya da iş çıkışı canından bezgin bindiğin taksi, trafigi bahane eder ve seni şehrin evvelden hiç geçmediğin sokaklarında dolandırırken, yol uzar da uzar, tam çileden çıkmak üzeresin, radyoda eski, tanıdık bir şarkı çalıverir, tatlı bir hatırayı peşi sıra sürükler, eve gitmekten vazgeçer, taksiden inip evvelden hiç geçmediğin o sokaklarda kaybolmak istersin. Bir şey yapmıştır sana o şarkı. Bir şeyin yerini değiştirmiştir içinde."
"Bir roman kahramanı mesela. Kitapta bir laf eder. Alt çizilecek cilalı cümlelerden değil ama, kendi halinde bir cümle. Bir tek sen cımbızlarsın onu kitabın kalabalığından. Sırf sana bir şey anlatır o cümle. Başka herkese susar."
"Fark etmez diyorum fark etmez, her yerde yaşar insan. Hiç olmazsa beni denize çıkaracak bir yol arıyorum, bir yol buluyorum. Bulduğumu sanıyorum en azından. Hayatım hep bir yol aramakla, sonra bir yol bulduğumu sanmakla geçiyor. Yolların bir kurtuluşa çıkmadığını uzun zamandır biliyorum. Bu yüzden işte hiç olmazsa denize çıksın."